GORKEM
17-04-2007, 10:51
BİLGİSAYARIN TANIMI
Aritmetik işlemleri ve mantiksal karşıilastırmaları, önceden yüklenmiş program dogrultusunda, son derece hızlı uygulayarak sonuçlar çıkarabilen elektronik bir makinedir.
Bilgisayar verilen bilgileri alır, işler ve bunlardan sonuçları üretir. Aynı zamanda bu bilgileri, istendigi sürece saklayabilir.
Bilgisayarı, "Bilgi İşleyen bir makine" olarak da tanımlayabiliriz. Bilgisayarın diğer makinelerden en önemli farkı, işleyeceği ham maddenin "bilgi" olmasıdır.
Aslında bilgisayar insan beyni ile karşılaştırılamayacak derecede yavaş bir makinedir. Buna rağmen günümüzde oldukça popüler hale gelmiştir. Bunun üç önemli nedeni vardır:
* Aritmetik ve mantık işlemlerini son derece hızlı yapmaları,
* Çok miktarda bilgiyi hiç unutmadan saklayabilmeleri,
* İnsan hayatında geçmişten günümüze kadar yapıla gelen işleri kolaylaştırmaları, hızlı, güvenli ve hatasız yapabilmeleri.
Bilgisayarın tarihçesi
İnsanoğlu, sayma ve hesap işlerini kolaylaştıracak ilk alet olarak parmaklarını kullanmıştır. Kullandığımız sayı sisteminin 10 tabanına göre düzenlenmiş olması da parmak hesabından kaynaklanmaktadır. On parmağın yetmediği noktaya gelindiğindeyse, çakıl taşları ve çubuk parçaları kullanılmıştır.
Hesaplamalar karmaşıklaştıkça insanlar yeni aletler üzerinde çalışmalar yapmışlardır. Günümüzdeki bilgisayarların gelişmelerine yardımcı olan bu aletlerin başında; Abaküs (sayı boncuğu) adı verilen hesaplama aleti görülmektedir.
Bilinen ilk mekanik hesap makinası 1642 yılında, Fransız matematikçi Blaise Pascal tarafından yapılmıştır. Diş sayıları farklı olan değişik çaplardaki dişlilerin kullanılmasıyla yalnızca toplama ve çıkarma yapılabilmekteydi
1671 yılında, Alman matematikçi Leibniz, Pascal'ın makinasındaki eksikliği gidererek çarpma işini de yapabilir hale getirdi. Leibniz, yaptığı makinanın, pek kolay olmasa da, bölme işlemlerinde de kullanılabileceğini göstermiştir.
1830'lu yıllarda, İngiliz matematikçi Charles Babbage bilgisayar tanımına en yakın otomatik hesaplayıcının tasarımlarını ortaya koymuştur. Tamamen sayılar arasındaki farklardan yararlanarak geliştirilmiş matematiksel yöntemlerle otomatik olarak hesap yapabilecek bu makineye bu nedenle FARKLAR MAKİNESİ (Difference Engine) adı verilmiştir. Daha sonra, Kraliyet ailesinin parasal desteğiyle çalışmalarını sürdüren Babbage, 1871'de ölümüne kadar ilk makinasının çok daha gelişmiş bir modeli olan ANALİTİK Makinesi (Analytic Engine) üzerinde çalıştı.
Babbage'ın ölümünden 20 yıl kadar sonra Amerika'da Herman Hollerith adlı bir istatistikçi 1890 nüfus sayımı sonuçlarının değerlendirilmesinde kullanılmak üzere bir makina tasarladı. Bu makina, delikli kartlara işlenen sayım kayıtlarını birçok kez tarayabilecek ve böylece değişik parametrelere göre istatistikler yapabilecekti. Kullandığı sistemi, o yıllarda kullanılmakta olan yarı otomatik tekstil dokuma tezgahlarında kullanılmakta olan delikli kodlama sistemlerinden esinlenmişti. Hollerith'in tasarladığı bu kodlama ve kayıt sistemi 1980 yıllarında gelişmiş bilgisayarlarda bile hala kullanılmaktaydı.
BİLGİSAYARLAR KUŞAKLARI
Birinci Kuşak (Vakum Tüplü) Bilgisayarlar (1946-1959)
İlk programlama dili makine dilinde yazılmaya başlandı ve bilgiler bellekte saklanıyordu. Bu kuşağın temel özellikleri şunlardır:
1. İşlemci olarak çok büyük vakum tüpleri kullanılırdı
2. Fazla enerji harcarlardı
3. Çevreye fazla ısı yayarlardı
4. Veri programlarını ana belleklerinde tutarlardı
5. Saklama aracı olarak manyetik teyp kullanılırdı
6. Programlar fazla detay gerektiren makine dilinde yazılırdı.
1944 de İngilizler almanların mesajlarını çözebilmek için Colossus adlı gizli kodları kırmayı başaran bilgisayarı dizayn ettiler
Savaş nedeniyle gelişmiş diğer bir bilgisayar, Amerikan hükümeti ve Pensylvania Universitesi ortaklığı ile ortaya çıkmış olan ENIAC adli bilgisayardi .
İkinci Kuşak (Transistörlü) Bilgisayarlar (1959-1964)
İlk dönemde kullanılan Vakum Tüplerinin yerine transistörler kullanılmaya başlandı. Bununla beraber daha hızlı ve daha az elektrik harcamaktaydı. ASSEMBLY makine dili kullanılmaktaydı. Bu kuşağın temel özellikleri şunlardır:
1. İşlemci olarak transistörler kullanılırdı
2. Ortalama 10.000 transistör ile çalışırlardı
3. Az enerji kullanırlardı
4. Daha az ısı yayarlardı
5. Transistörler tablolar üzerine el ile monte edilirdi
6. COBOL (Common Business-Oriented Language) ve FORTRAN (Formula Translator) gibi yüksek seviye diller kullanılmaya başlanmıştır,
Transistör
Üçüncü Kuşak (Entegre Devreli) Bilgisayarlar (1964-1970)
Transistörler bir araya getirilerek Entegre Devreler yapıldı. İlk Merkezi İşlem birimi CPU yapıldı.Bu kuşağın temel özellikleri şunlardır:
1. İşlemci olarak entegre devreler kullanılırdı
2. Düşük maliyet ile yüksek güvenirlik sağlanmaya başlandı
3. Manyetik diskler kullanılmaya başlandı
4. Program ve veriler ihtiyaç duyulduğu sürece saklanabiliyordu
Dördüncü Kuşak (Mikroişlemcili) Bilgisayarlar (1970-?)
İşlem ve kontrol birimlerinin tümünün bir arada bulundu.u chipler geliştirildi.
Bu kuşağın temel özellikleri şunlardır:
1. Mikroişlemcilerle daha hızlı işlemler yapılmaktadır
2. Daha fazla bilgi ve program saklanabilen disk ve CD'ler kullanılabilmektedir
3. Yapay zekâ kavramı hayata geçirilmiştir
4. Ağ sistemleri oluşturulup bilgisayarlar arasında iletişim sağlanabildi
5. Bilgisayarlar fiziksel olarak küçülerek kullanışlı ve taşınabilir hale geldi
Beşinci Kuşak (Yapay Zekâlı) Bilgisayarlar (1990-?)
Yapay zeka yapma yönünde çalışmalar yapılmaktadır. Bilgisayar teknolojisinde yeni bir araştırma konusu olan yapay zekâ "kendi kendini denetleyebilen, daha akıllı ve insanlarla tam bir uyum içerisinde olabilen zeki makineler yapmak" şeklinde tarif edilebilir. Bu alanda yapılan çalışmalar henüz istenilen düzeyde de.ildir. Bu kuşaktaki bilgisayarlardan beklenen hedefler şunlardır:
1. Üretkenliğin düşük olduğu alanlarda, üretkenliği arttırmak amacıyla pratik metotlar geliştirmek
2. Kalkınmada ve gelişmede, uluslar arası dayanışmaya katkıda bulunmak
3. Enerji ve kaynak tasarrufunda bulunmak
4. Toplumun sorunlarına pratik çareler bularak, toplumsal huzur ve güvenin sağlanmasında katkıda bulunmak
BİLGİSAYAR ÇEŞİTLERİ ve KULLANIM ALANLARI
Çalışma prensiplerine göre bilgisayarlar
1. Dijital Bilgisayarlar : Çalışma esası sayısal tabana dayanan bilgisayarlardır. Bütün bilgiler sayısal sisteme göre işlenir ve saklanır.
2. Analog bilgisayarlar : Çalışması için frekansların kullanıldığı bilgisayarlardır. Belirli bir sinyale göre çalışır. Radar sistemleri ultrason vs.
3. Karma (Hybrid) bilgisayarlar : Hem dijital hem analog sisteme göre çalışırlar. Daha çok analog sisteme göre elde edilen bulguların dijital ortama saklanması şeklinde işlerler. Tahlil cihazları vs.
Başlangıçta bilgisayarların yalnızca bilimsel amaçlı kullanılacağı düşünülmekteydi. Fakat günümüzde en yoğun kullanım alanları endüstriyel ve ticari amaçlıdır.
İşlem gücüne göre bilgisayarlar
1. Main-frame bilgisayarlar : 250 den fazla kişinin aynı anda terminaller aracılığıyla kullanabildiği çok kullanıcılı büyük bilgisayar sistemleridir. İşlem gücü oldukça yüksektir. Genellikle büyük şirketlerde, bilgi işlem merkezlerinde, araştırma kurumlarında ve üniversitelerde kullanılırlar. Aynı anda yüzlerce kullanıcı tarafından kullanılabilirler
2. Midi (orta) bilgisayarlar : Main-frame bilgisayarlarla aynı işlevi gören daha küçük bilgisayar sistemleridir. Kullanıcı sayısı 250 ye kadar çıkabilmektedir. Orta boy işletmeler tarafından tercih edilirler
3. PC (Personal Computer) : Kişisel bilgisayarlar. Masa üzerine sığabilen tek kullanıcılı kişisel bilgisayarlardır. Fakat günümüzde pc'ler network adı verilen birleşik çalışma sistemiyle birbirlerine bağlanarak client (müşteri) ve server (servis sağlayıcı) olarak kullanılabilmektedir. Ofis otomasyonunda, eğitimde, yayın işlerinde, küçük işletmelerin ticari hesaplarının ve personel kayıtlarının tutulmasında etkin biçimde kullanılırlar.
Bilgisayarların Fonksiyonları ve Yetenekleri
1. Aritmetik hesaplamaları gerçekleştirebilir.
2. Verileri karşılaştırır.
3. Verileri muhafaza eder.
4. Verileri çok kısa zamanda arayıp bulur.
5. Verileri yazılan program doğrultusunda işler.
6. Büyük boyutlu problemleri kısa zamanda çözer.
7. Eğitimde yardımcı olarak kullanılır.
8. Bilimsel araştırmalarda kullanılır.
9. Endüstrilerde üretim ve kontrol süreçleri için kullanılır.
10. Oyun ve eğlence amaçlı kullanılır.
11. Basın ve yayın işlemleri için kullanılır.
12. Yazılı sesli ve görüntülü telekomünikasyon için kullanılır.
Veri (Data): Bilgisayara girilen işlenmemiş (ham) bilgilere veri denir. Bilgisayarın alabildiği, işleyebildiği, sonuç üretebildiği ve saklayabildiği herşey veridir.
Bilgisayarın Verileri İşleyiş Şekli
Bir çokluğun miktarını belirtmek için, günlük hayatta kullandiğımız sayma sistemi onlu sayma sistemidir. Bilindiği gibi bu sistemde 0’ dan 9’ a kadar olan 10 adet sayı sembolü kullanılmaktadır. İkili sayma sisteminde ise sayılar 2 adet sembolden yani 1’ ve 0 ‘dan oluşmaktadır.
Bilgisayarın içerisinde, verilen bilgilerin çözümlenip sonucun dış ortama aktarılabilmesi için birçok elektronik devre kullanılmaktadır. Çok uçlu olan bu devrelerin çalışabilmesi için bazı uçlarına 5 V, bazılarına ise 0 V luk gerilim uygulanması gerekir. Mikrochip denilen bu elektronik devrelerin uçlarına uygulanan bu gerilimler chip içinde bulunan transitörleri çalıştırır. Böylece veriler elektronik olarak çözümlenir ve çıkış uçlarında yine 5 veya 0 V luk gerilimler olarak verilir.İşte, bilgisayara uygulanan bu iki farklı gerilim değeri yerine 1’ ve 0’ sayı sembolleri kullanıldığında, bilgisayarın karakterleri (harfler veya değişik sembolleri) ve onlu sayma sisteminde kullandığımız rakamları algılayabilmesi sağlanmış olur.
5V --> 1 ile ifade edilir.
0V --> 0 ile ifade edilir.
Böylece, bilgisayara girilecek tüm veri ya da komutlar işlenmeden önce makine diline kodlanmasının gerekliliği, daha iyi anlaşılmaktadır.
Bit ve Byte (Bayt) Kavramları
İkili sistemde her bir basamağa bir binary digit veya bu kelimeden kısaltılarak alınan harflerle kısaca BIT (BInary digiT) denir. Her bit elektriksel bir sinyaldir. İkili sistemdeki her 0 ve 1 rakamı "bit" olarak ifade edilir.
Şimdi, A harfinin bilgisayar tarafından algılanabilmesi için gerekli gerilim değerleri (5V,0V,0V,0V,0V,0V,5V) ise, bunlar 1000001 olarak kodlanır. Böylece "A" harfinin makine dilindeki karşılığı olarak bu sayı bilinir. Bu sayının onlu sayma düzenindeki karşılığı 65 dir.
35 sayısının, iki tabanlı gösterimi ise 00100011 şeklindedir. Her bit konumu ile belirtilir.
8 bitlik bir ikili sayı grubuna 1 Byte (bayt) denir. Hepsi 1 olan 8 bit’lik bir dizi ile ifade edilebilecek sayı değeri,
7 6 5 4 3 2 1 0
1 1 1 1 1 1 1 1 : 1x27 + 1x26 + 1x25 + 1x24 + 1x23 + 1x22 + 1x21 + 1x20 = 255’dir.
Uygulamada bu sayı yeterli değildir. Bu nedenle birkaç byte birleştirilip daha büyük sayıların bilgisayarda işlenmesi sağlanır. Örneğin, iki byte eklendiğinde 16 bit elde edilir. Bu durumda elde edilecek en büyük sayı 65535’ dir. 32 bit ile ifade edilecek en büyük sayı ise 2147483648’ dir.
8 Bit = 1 Byte
1024 Byte = 1 KB (Kilobyte)
1024 KB = 1 MB Megabyte)
1024 MB = 1 GB (Gigabyte)
1024 GB = 1 TB (Terabyte)
ASCII KODU
Bilgisayara girilecek tüm sayı, sözcük veya karakterlerin önceden 1' ler ve 0’ lar dizisine çevrilmesi gerektiği söylenmişti. Bu işleme kodlama denir.Bilgisayarın içindeki verilere ulaşabilmek için ise, bunun tersi yani, 1’ ler ve 0’ lardan oluşan diziyi harflere ya da 10 tabanlı sayıya çevirmek gerekir. Bu işleme ise kod çözme denir Her harf veya karakterin önceden belirlenen bir KOD’a çevrilmesi gerekir Gelişigüzel kodlamalar kullanışlı değildir, çünkü çeviri çizelgeleri farklı olursa bilgisayarlar veri alış verişi yapamazlar. Bu nedenle bilgisayar yapımcıları, standart bir kod olan ASCII kodunu kullanırlar. ASCII, (American Standart Code for Information Interchange) sözcüklerinin baş harfleridir ve bilgisayar konusundaki standartları geliştiren bir Amerikan kuruluşunun adıdır.
ASCII kodları, her birinin belirli işlevi olan üç gruba ayrılır:
1. Kontrol karakterleri.
2. Simgeler ve sayılar.
3. Harfler.
Kontrol Karakterleri:
0 ile 31 ASCII kodlarıdır.Bilgisayara girilecek komutların iletiminde kullanılan kodlardır.
Başlıca Kontrol Karakterleri
Bell (zil işareti) ---> 7, Backspace (bir karakterlik geriye dönüş) ---> 8, Escape ---> 27 gibi
Simgeler ve sayılar:Sayıları 32’ den başlayıp 64 e kadar olan ASCII kodlarıdır.
Harfler
Sayıları 65’ den 127’ ye kadar olan alfabedeki büyük ve küçük harflerle klavye üzerindeki görülebilen diğer semboller için kullanılan kodlardır.
127’ den 255’ e kadar olan kodlar ise standartlaştırılmamış, bazı özel karakterler ve harfler yapımcı için serbest bırakılmıştır. Örneğin, Türkçe karakterler (ğ,ü,ş,ö,ç,ı,l) bu kısımda üretilen karakterlerdir
Bilgisayar donanım ve yazılım olamak üzere iki unsurdan oluşur. Herbir unsur tek başına bir görev yapamaz ve bilgisayar çalışmaz.
DONANIM : Fiziksel olarak bir bilgisayarı oluşturan; elektronik ve elektro mekanik tüm birimlerdir. Donanım ürünlerinin bir kısmı kasa olarak adlandırılan kısımda bulunur. Diğer donanım ürünleri ise bilgisayarın kasasına kablolar yardımıyla bağlanarak kullanılır. Kablolar yardımıyla kasaya bağlanan donanım birimlerine bazı uzmanlar çevre donanımlar adını vermişlerdir
Bilgisayar uygulamalarında performans ve kapasite artışı sadece donanımsal özelliklere bağlı olarak sağlanamaz. Uygun yazılım kullanımı ve kullanıcı bilgisi de performansı en az donanım kadar etkilemektedir. Bu hususlar göze alındığında donanım seçimi sırasında kullanıcının bilgi düzeyi ve yapılacak işin niteliği de büyük önem kazanmaktadır. Kullanım amacına uygun olmayan bir bilgisayar, sahip olduğu üstün donanım özelliklerinden bir çoğunun kullanılamamasına, bazı zamanlarda da uygulamalarda yetersiz kalmasına neden olur. Bilgisayar kullanımı konusunda yetersiz bilgi birikimine sahip bir personele pahalı bir donanıma sahip performansı yüksek bir sistem tahsis etmek, beklenen işin gerçekleştirileceği anl----- gelmemelidir. Yine bilgisayar tabanlı grafik-tasarım uygulamalarında tecrübeli bir personel performansı düşük bir sistem karşısında beklenen işi üretemeyecektir.
Günümüz bilgisayar teknolojisindeki hızlı gelişmeler sürekli olarak yeni donanımların kullanıcının beğenisine sunulmasına yol açsa da kişisel bilgisayarları temel aldığımızda bu donanımları birçok katogoride incelemek mümkündür. Örneğin bazı uzmanlar bilgisayar donanım ürünlerini Temel Donanım Birimleri, Ek DonanımBirimleri şeklinde ayırdıkları gibi bazı uzmanlarda Temel Donanımlar, Çoklu Ortam Aygıtları, Çevre Birimleri Ağ bağdaştırıcıları, Yedekleme Üniteleri şeklinde de ayırmışlardır.
Bilgisayarın donanımını Temel Donanım Birimleri ve Ek Donanım Birimleri şeklinde ikiye ayırarak inceleyeceğiz. Temel Donanım Birimleri; Sistem ünitesi, (kasa içerisinde yer alan bilgisayarın en önemli parçalarını içerir, ekran ve klavye-mouse dan oluşan donanımlardır. Ek Donanım Birimleri ise, ihtiyaca göre bilgisayara sonradan eklenen donanımlardır.
1-) Temel Donanım Birimleri
Sistem Ünitesi (Kasa)
Mainboard (Anakart)
CPU (Mikroişlemci)
RAM (Bellek)
HDD (Sabit Disk)
FDD (Disket Sürücüsü)
CD-ROM (Optik Disk Sürücüsü)
Sound Card (Ses Kartı)
Display Card (Ekran Kartı)
Ethernet Card (Ağ Kartı)
Modem
Power Supply (Güç Kaynağı)
Monitor (Ekran)
Keyboard (Klavye)
Mouse (Fare)
2-) Ek Donanım Birimleri
Printer - Plotter (Yazıcı ve Çiziciler)
Scanner (Tarayıcı)
Camera (kamera)
Speaker, Mic (Hoparlör, Microfon)
Projektör
Barkod
UPS (Kesintisiz Güç Kaynağı)
Joystick
Taşınabilir depolama ürünleri
Flash Disk (USB Bellek)
Hafıza kartı (SD,MMC, CF, MS, XD)
Taşınabilir Harddisk
I-POD, MP3 Player
Kablosuz Donanımlar- Bluetooth teknolojileri
KLAVYE (Keyboard)
KLAVYE:
Klavye, bilgi girişi yapılan en yaygın girdi aygıtıdır. Başka bir ifadeyle bilgisayarla kullanıcı arasında iletişim kurmayı sağlayan önemli bir aygıttır. Klavyeler genellikle bir daktiloya benzetilmektedir. Bilgisayarda AT,PS/2 ve USB portlarını kulanılabilir
Klavye, üzerindeki tuşlar vasıtasıyla kullanıcının bilgisayara sinyaller göndermesini sağlar. Klavye içerisinde basit bir mikroişlemci ve tampon bellek bulunmaktadır. Bir tuşa basıldığında, tuşun bağlı olduğu elektronik devre harekete geçerek hangi tuşa basıldığını bilgisayara iletir. Bilgisayar da bu bilgiyi işler. Kullanıcının bir plastik tuşa basmış olması gibi basit bir işlem olarak gözükse de bu bilgisayara 1 ve 0'lardan oluşan kümenin iletilmesine, kümeye karşılık gelen karakter kodunun hafızadaki karakter setindeki karşılığının ekrana yansıtılmasına neden olur.
Klavyeleri düğmelerinin sıralanışına göre 2'ye ayırabiliriz.
a-) F Klavye:Bilgisayarda F klavye kullanımı Türkçe doküman yazanlar için çok uygundur. Çünkü F klavyede harfler Türkçe yazım diline uygun olarak sıralandırılmıştır. Türkçe bir kelimeyi oluşturan harflere parmakların daha kolay ulaşması mantığıyla kullanılır. Daktilo ile çok benzerdir. Bu nedenle daktiloyu 10 parmak kullanabilen insanlar kolayca ve hızlı F klavye kullanabilmektedirler. Bilgisayarda F klavye seçimi genelde daktilo kullanımından bilgisayara geçenlerin yaptığı bir tercihtir.
b-) Q Klavye:En çok kullanılan klavye modeli Q klavyedir. İngiliz diline göre dizayn edilmiştir. Bir bilgisayar alırken eğer seçiminizi özel olarak belirtmezseniz, evinize gelen klavye tipi Q klavyedir. Q klavye de kendi içerisinde İngilizce ve Türkçe olmak üzere ikiye ayrılır
Bazı özel tip klavyeler de vardır. Örneğin, bir restoranda kullanılan klavye üzerinde yemek resimleri bulunur. Sipariş için bir tuşa basılır ve siparişin tutarı bilgisayar tarafından hesaplanır. Bu tür klavyeler çoğunlukla elektronik yazar kasa ve benzeri aygıtlarda bulunan basit işlevli klavyelerdir. Bankalardaki para çekme/yatırma makinalarında, endüstriyel elektronikte ve takım tezgahları gibi alanlarda kullanılan klavyeler de vardır.
Kablosuz Klavyeler
Kablosuz klavye de kablosuz fare gibi İnfra-red alıcı-verici ilişkisine dayanarak çalışır. Fareden özellik olarak çok büyük bir farklılığı olduğunu söylenemez. Paketi aldığınızda kutusundan bir adet kurulum disketi, bir alıcı, iki adet pil ve doğal olarak klavyenin kendisi çıkar. Alıcı kablosuz klavyelerin genelinde olduğu gibi , plastik bir elmaya benzer. Alıcının kablosunu bilgisayarınızın PS/2 portuna taktığınız zaman, pilleri klavyeye takmak ve klavyenin alıcıyı görmesi için gereken bir yere koymalısınız.
MOUSE(FARE)
Fare, klavyeden sonra bilgisayarda kullanılan en yaygın girdi aygıtıdır ve klavyeye nazaran daha basittir. Grafik arabirimi kullanılmaya başlandığından beri fare desteği programlar içine yerleştirilmeye başlanmıştır. Bilgisayar programlarının çoğu fareye gereksinim duymaktadırlar.
Fare temel olarak şu şekilde çalışır; kullanıcı fareyi eliyle hareket ettirir, fare kullanıcının fareyi ne yönde ve ne kadar hareket ettirdiğini kaydeder ve bunu bilgisayara aktarır.
Fare, hareket algılama metotları bakımından ikiye ayrılır. Bunlar mekanik fareler ve optik farelerdir.
Mekanik farelerde mekanik parça, farenin altında bir deliğin içerisinde bulunan ve farenin hareketine göre yuvarlanan bir toptur. Bu top iki adet silindire değer ve fare hareket ettiğinde bu silindirler dönerek ekrandaki fare okunun hareketini sağlar. Bu silindirler birbirine dik olarak yerleştirilmiştir. Biri farenin yukarı-aşağı hareketini, diğeri ise sağa-sola hareketini takip eder. Bu silindirlerin üzerinde delikler vardır. Bu delikler biri alıcı diğeri verici iki ışık kaynağının arasındaki ışığı bir keser bir açarlar. Işığın kesilme-açılma hızına göre de ekrandaki okun hareketi belirlenir. Üçüncü bir silindir ise topu desteklemek içindir. Topun sağlıklı hareket etmesi için farenin altına "pad" denilen lastik bir yüzey konulur.
Optik farelerde ise farenin hareket eden herhangi bir parçası yoktur. Farenin altında optik algılayıcılar bulunmaktadır. Fareyi hareket ettirdiğimizde, optik algılayıcılar mouse pad üzerindeki hareket eden çizgileri görürler ve bunu bilgisayara iletirler. Fare kullanımı yaygınlaştıkça dizaynı ve işlevi çeşitlilik kazanmaya başlamıştır. İlk olarak kullanılan iki tuşlu farelerin ardından 3 tuşlu, kaydırma çubuğu tekerlekli ve en son olarak kablosuz fareler kullanılmaktadır.
Diz üstü bilgisayarlarda fare işlevi bilgisayar üzerine yerleştirilmiş ve elle döndürülen "TrackBall" adı verilen küre tarafından yerine getirilmektedir. Parmağın baskı hareketiyle imleci yönlendiren "TouchPad" de kullanılan diğer bir türdür.
PC' lerin çoğunda 3 tuşlu fare kullanılmaktadır. Bu 3 tuşlu farelerde en çok kullanılan tuş, sol tuştur. Sol tuş seçme görevi yapar. Sağ tuş ise yan menünün kullanılmasını sağlar. Üçüncü tuşa ise değişik fonksiyonlardan biri isteğe göre seçilip yüklenebilir.
Fareler genellikle PC' nin seri portuna takılarak kullanılır. Bazı fareler ise özel arabirim kullanırlar. En yaygın arabirimler Microsoft veriyolu fare arabirimi , IBM PS/2 tipi ve InPort arabirimleridir. Bu arabirimler bağlantı fişi olarak DIN konnektörü kullanırlar. IBM PS/2 fareler 6 pin mini DIN konnektör , PC' lerde kullanılan fareler ise 9 pin ve 25 pinlik ( DB25 ) konnektörler kullanırlar.
Mekanik farede silindirler kirlenebilir ve temizlenmesi gerekebilir. Bunun için farenin topu çıkartılıp silindirler temizlenmelidir. Mouse pad de sık sık temizlenmelidir. Çünkü pad üzerinde hareket eden top tozları toplayarak içeri taşıyacaktır. Optik farede ise optik algılayıcıları temizlemek yeterlidir. Fare altlığı da üzerindeki çizgilerin algılayıcılar tarafından görülebilmesi için temiz tutulmalıdır.
MONİTÖR
Monitörler, temel işlevi olarak ekran kartından gelen görüntü bilgisini ekrandan yansıtmakla görevlidir. Sadece ekran kartının emirleri doğrultusunda görüntüyü oluşturmaktadır. Bilgisayarın işlemcisinden tamamen bağımsızdır.
MONİTÖR TÜRLERİ:
A- Renk Desteğine göre:
· Monocrome Monitor: sadece siyah-beyaz renk kullanan monitörlerdir. Bunların siyah ve fosfor yeşili rengi kullanan modelleri de mevcuttur.
· Mono VGA Monitörler: Siyah ve Beyazın 16 bgri tonunu kullanarak gri renk belirginliği sağlayan monitör tipidir. VGA görüntü kartlarıyla birlikte kullanılırlar.
· CGA ve XGA Monitörler: 4-8 temel rengi destekleyebilen monitörlerdir.
· VGA Monitörler: Video görüntü sistemi ile 16 milyon ve üzeri renk desteği sağlayan yüksek çözünürlüklü monitörlerdir. Günümüzün gözde monitör tipidir.
Günümüzde en yaygın kullanılan monitörler VGA monitörlerdir. Diğer tipdeki monitörler artık üretilmemektedir.
B- Görüntü Oluşturma Yapısına Göre:
CRT Monitörler: Elektron tabancasından yayılan elektronlarla ekran plazmasın üzerindeki fosfor noktalarını parlatma prensibi ile çalışan monitörlerdir. Televizyonlara benzerlik gösterirler.
CRT Monitörler satın alırken dikkat edilmesi gerekenler:
Boyutu
Çözünürlük
Tazeleme hızı
Nokta aralığı
LCD (Liquid Crystall) Monitörler: Likid sıvı kristallerinin parlatılması prensibi ile çalışan monitörlerdir.
LCD Monitörde satın alırken dikkat edilmesi gerekenler:
Bakış açısı
Kontarast oranı
Parlaklık
Piksel hataları
Tepki süresi
Plazma Monitörler:Sıkıştırılmış gaz haznelerinin renk değiştmesi prensibiyle çalışan monitörlerdir. Boyutları çok diğer monitörlere göre büyüktür.
Plazms Monitörde satın alırken dikkat edilmesi gerekenler:
· Bakış açısı
· Kontarast oranı
· Parlaklık
MONİTÖRLERİN TEMEL ÖZELLİKLERİ
a) Ekranın Tazelenmesi:Ekranın tazelenmesi ekranın saniyede kaç kez yenilendiğini gösterir.
b) Ekranda piksel , dot ve çözünürlülük kavramları:
Ekranda görünen şekil, geometrik bir örümcek ağı olarak da adlandırabileceğimiz dikey(sütun) ve yatay (satır) üzerindeki noktalardan oluşur. Bunların her birine piksel denir. Görüntüyü oluşturan en küçük alandır.
Bir seferde ekranda görüntülenebilen piksel sayısına çözünürlük denir. Örneğin 800*600 çözünürlük denilince 800 sütun ve 600 satır üzerindeki noktacıkların kullanıldığını belirtir. Toplam noktacık adedi 480 000'dir.
Dot ise ekrandaki milyonlarca fosfor noktacıklarına denir.
c)Monitör boyutu:
Bir ekranın boyutları genellikle inç olarak verilir. Günümüzde 15" monitörler kullanılmaktadır. Ama 17",19", 21"ve 42" monitörlerde kullanılır. Buradaki değerler monitörün bir köşesinden çaprazdaki diğer köşesine olan uzaklığı belirtir.
d) Nokta aralığı (Dot Pitch):
Nokta aralığını, pikseli oluşturan kırmızı, yeşil ve mavi noktaların birbirine olan mesafesi olarak tanımlayabiliriz. Bu mesafe azaldıkça noktaların arası daralıp, elde edilecek resmin kalitesinin daha kesin ve detaylı olabilmesini sağlar. Monitörlerde ise 0.27, 0.26 ve 0.24 aralığında değişir.
ANAKART (MAINBOARD)
Tüm donanımın birbiri ile olan fiziksel bağlantısını sağlar. Bilgi akışının tamamı anakart üzerinden sağlanır. Bilgisayar ilk açılışını anakart üzerinde bulunan değiştirilemez hafızadaki (ROM) veriler yardımıyla gerçekleştirir. Anakartın veri yollarındaki hızı, sahip olduğu işlemci, hafıza ve sabit diske göre değişiklik göstermektedir.
Takılacağı kasanın türüne göre AT, ATX ve BTX olmak üzere üç temel tür anakart vardır. Tüm anakartlar sahip olduğu chipset mimarisi ve genişletme yuvalarına göre farklılık gösterirler. Bazı bilgisayar üretici firmaları ürettikleri modeller için özel anakartlar üretmişlerdir. Bir kısım anakartlarda da görüntü arabirimi, ses arabirimi, ethernet arabirimi vb. bazı donanımsal özellikleri monte edilmiş olarak da üretirler, bu tip anakartlara, tümleşik (onboard) anakart denir.
a)İşlemci Yuvası: Anakartlar üzerinde bulunan bu yuvalar mikroişlemcinin anakart üzerine takılmasi için hazırlanmıştır. İşlemci yuvasının en önemli özelliği değisik hızlara sahip işlemcileri takılabilmesini gerektiğinde kolayca değistirilmesini sağlamıştır.
b) Genişleme Yuvaları: Kart şeklindeki donanım birimlerinin takılması için kullanılanılır. Günümüz anakartlarında ISA, PCI, AGP ve PCI-E( PCI-Express) olarak adlandırılan genişletme yuvaları bulunabilir. Farklı genişletme yuvası kullanılmasının sebebi veri transfer hızından kaynaklanmaktadır. Genişletme yuvalarının sayısı ve çeşitliliği kullanılan mimari yapıya, üretici firmaya ve anakartın ebatına göre değişebilir.
1) ISA (Industry Standart Architecture) slot: Genellikle modem, ses kartı, scanner kontrol kartı, SCSI kontrol kartı, radyo kartı gibi donanım ürünleri için kullanılmaktadır.
2) PCI (Peripheral Component Interconnect) slot : Günümüzde hemen hemen tüm donanım kartları bu slotlara takılır. (Modem, ses kartı, TV/radyo kartı,ethernet kartı vb.)
3) AGP(Accelerated Graphics Port):AGP(Accelerated Graphics Port) teknolojisi grafik uygulamaların ihtiyaç duyduğu yüksek bantgenişliğine çözüm sağlamak için geliştirilmiş ve bugün çok yaygın şekilde kullanılan bir veriyolu teknolojisidir. bu genişletme yuvasına sadece ekran kartı takılabilir.
4) PCI-E(PCI-Express): Günümüzde ekran kartları için kullanılan, gelecekte diğer slotların yerini alacak olan bir bir genişletme yuvasıdır. Veri tarnsfer hızları PCI ve AGP genişletme yuvalarına göre daha hızlıdır. Gelişen teknolojiler sayesinde tüm donanımları PCI-E genişletme yuvarına takabileceğiz.
c) Ram Slotları:
Sistem açık olduğu sürece bilgiler RAM bellekte saklanabilir. RAM belleklerin anakart üzerinde takıldığı alana da RAM Slotu denir. Günümüz de kullanılan anakartlar üzerinde bulunan ram slotunun özeliklerine göre SDRAM, DDRRAM, DDR2-RAM ve RDRAM slotları kullanılmaktadır.
d) BIOS:
Anakart üzerinde kartların takıldığı (ses kartı, ekran kartı, modem, TV kartı vs.) genişletme yuvaları ve diğer bileşenler arasındaki koordinasyonu sağlayan temel parçalardan birisi BIOS'tur.
BIOS, genel olarak bilgisayarın açılabilmesi için gerekli küçük bir yazılımdır. Bu yazılım BIOS Chipi içinde tutulur. BIOS, bilgisayarın sabit disk ya da disket sürücü gibi kaynaklardan açılabilmesini sağlaması dışında POST ( Power On Self Test ), yani açılışta bilgisayarın kendini test etmesi işleminden de sorumludur.
BIOS görevini yerine getirebilmek için, bazı donanım bilgilerine ihtiyaç duyar. Bu bilgiler, bilgisayar kapalı da olsa silinmemelidir. BIOS verilerini tutan kısma CMOS denir. CMOS, BIOS için gerekli bilgileri saklayabilmek için minik bir pil kullanır. Açılışa şifre konması ve daha sonra bu şifrenin unutulması durumunda bu pili birkaç saniye için çıkarıp tekrar yerine takmakla bilgisayarınıza açılabilir hale getirebilirsiniz. Çünkü pil çıkarılınca BIOS Chip' i üzerindeki bilgilerde unutulacak ve şifre silinecektir.
e) Chipset(Yongaseti): Mikroişlemci ve veri yollarının kullanılması ile birlikte; mikroişlemci ile bellekler üzerinde iletişimi kontrol ederek düzenleyen, veri transfer hızlarını düzenleyen geliştirilmiş kontrol ve denetim birimleridir.
Yongaseti iki birimden oluşur: Kuzey Köprüsü ve Güney Köprüsü yongaları. Bir yerine iki birimin kullanılmasının nedeni tüm bileşenleri tek bir yongaya dahil etmenin güçlüğüdür. İki yonga kullanılması aynı zamanda Kuzey Köprüsü ve Güney Köprüsü yongalarıyla farklı donaımsal kombinasyonların kullanılabilmesine de olanak tanır.
Chipsetin görevleri:
1) RAM - Cache Bellek - Mikroişlemci arasındaki ilişkiyi düzenlemek
2) CPU - veri yolları - RAM arasındaki ilişkiyi düzenlemek
3) ISA Veri yollarının denetlenmesi ve ISA - PCI geçişlerini yönetmek
4) PCI - USB Portu arasındaki iletişimi kontrol etmek
5) Güç yönetimini kontrol etmek
6) AGP iletişimini düzenlemek
f) Pil: Biosa kalıcı enerji sağlayarak kayıtların korunmasını sağlar.
g) Konnektörler:
1) IDE Konnektör: Anakart üzerinde iki adet IDE konnektörü bulunur. Bu konnektörlere harrdisk veya optik sürücü(CD-ROM,CD-RW, DVD-ROM DVD-RW gibi) bağlanabilir.
2)SATA Konnektör: SATA (Serial ATA) fiziksel depolama arabirimi için kullanılan Paralel ATA yerine geliştirilen yeni standarttır.
3)Floppy Konnektör: Disket sürücülerin takılabileceği bir konnektördür. Maksimum 2 adet disket sürücüyü destekler.
4) Power Konnektör: Anakartın elektrik enerjisini sağlayan konnektördür.
5) Fan Güç Konnektörü: Cpu ve kasa ya takılan fanların enrjilerini sağlayan konnektördür.
6) Led Konnektörleri: Kasa dışında durumları hakkında bilgi edinilmesi sağlanan; power, hdd ledleri ile reset ve power düğmelerinin anakartla irtibatını sağlayan konnektörlerdir.
h) Seri (Com1 ve Com2)portlari:
Seri mouse(fare), External( Harici) Modem ve diğer seri porttan haberleşebilen donanımlar tarafından kullanılırlar.
i) Paralel port:
Paralel port genellikle yazıcı, external(harici) disk sürücüler, tarayıcı ve ZIP sürücülerle birlikte kullanılır. Paralel dosya iletimi, seri porta göre oldukça hızlıdır. Paralel portun belirgin özelligi çift yönlü iletim sağlamasıdır. Daha çok yeni yazıcılar tarafindan kullanılan söz konusu özellik sayesinde, hedef aygıt sadece PC tarafindan gönderilen komutları işlemekle kalmayıp, PC'ye kendisi de veri gönderebilir. Bu ise daha çok yazıcının kağıt kalmaması durumunda basvurduğu bir yoldur.
j) Klavye portu:
Klavyenin anakarta bağlanabilmesi için kullanılan porttur. PS/2 port ATX tipindeki anakartlarda tümlesik olarak bulunur. AT tipindeki anakartlarda ise 5 pinlik klavye portu bulunur. Klavye bu portlara uygun değilse her iki port için dönöştürücü ile bu sorun çözülebilir.
k) PS/2 mause (fare) portu : ATX tipi anakartlara tümleşik olarak, 6 pinlik ps/2 mouse portu bulunmaktadır.
l) USB port:
Evrensel seri iletim noktasi olarak adlandırılan bu yeni bağlanti noktası seri veri aktarım hızını arttırmaya ve USB'den bağlanan aygıtların bilgisayarın yeniden başlatılmasına veya kapatılmasına gerek kalmadan hemen bilgisayar tarafından kullanılmasına olanak sağlamıştır.
USB'ye, modem, joystick, tarayici, yazici, dijital kamera ve CD-yazici gibi donanim ürünleri bağlanabilir. Veri iletim hizlari saniyede 700-800 kilobayttır. USB kablosunun uzunluğu en fazla 5 metre olabilir.
m) Jumperlar: Anakart üzerindeki gerilim ayarları, veri yolu frekans ayarları, kayıt bilgilerini silinmesi ,açılış ayarları, aygıt iptali için kullanılır. Günümüz anakartlarında bu özellikler bios setup programından da yapılabilir.
BELLEKLER
Bellek ; bilgisayarda çalışır haldeki programların içerdiği komut dizilerinin, aygıtlara ait yapısal bilgilerinin depolandığı, işlem sırasında oluşan ara değerlerin ve ileride kullanılmak üzere saklanmış verilerin depolandıkları kayıt ortamlarıdır. Temel olrak iki tür bellek vardır.
· ROM BELLEK
· RAM BELLEK
1) ROM BELLEK
ROM Bellekler:İçerdiği veriler üzerine kaydedilmiş elektrik kesintilerinden etkilenmeden taşıdığı verileri koruyabilen belleklerdir.
ROM Bellek Çeşitleri:
ROM:Standart ROM üzerindeki bilgiler hiç bir yol ile değiştirilemez veya silinemez. ROM birimine bilgi kalıcı olarak yerleştirilmiştir ve içerik kesinlikle değiştirilemez.
PROM (Programlanabilir ROM):Bu ROM çeşidi sizlere saklama alanına bilgileri sadece bir kez yazmanıza izin verecektir. Bu yazmadan sonra bu bilgiler kalıcıdır
EPROM (Silinebilir Programlanabilir ROM): Eğer ROM üzerinde kullanılan bilginin, silinip tekrar yazılması gerektiği durumlarda EPROM kullanılabilir. Bu çeşit ROM' lar içindeki bilgiler ultraviyole ışığıyla silinebilir. Bu sayede ROM' a yazılabilme özelliği tekrar sağlanmaktadır.
EEPROM (Elektrikle Silinebilir Programlanabilir ROM):EPROM' a benzer olarak EEPROM' da silinebilir ve yazılabilir özelliğe sahiptir. Silme işlemii elektriksel olarak yapılmaktadır. BIOS' lar EEPROM kullanırlar, bu sayede anakart üreticileri güncelleşmiş BIOS programlarını yazabilmektedirler.
FLASH ROM:
EEPROM 'un gelişmişi ve giderekte yayılan bir ROM tipidir. Bu tip bir ROM' a bilgi yazmak çok daha kolaydır. Bunun için birkaç yazılım yetmektedir. Bu sayede BIOS güncellemeleri çok daha kolay ve etkili olmaktadır. Boyutları 1-2 Mb arasında değişir.
2) RAM BELLEK
RAM (Random Access Memory, Rastgele Erişimli Bellek) Bellek:Sistem açık olduğu sürece veriler ve komutlar burada saklanır. Sistem kapatıldığında veriler ve komutlar bellekten silinir.
RAM Belleklerin kapasiteleri MB(Mega Bayt) değeri üzerinden belirlenir. Anakartta üzerinde özel olarak tasarlanmış yuvalara monte edilir.
Bellek Hızı : Belleğin miktarı dışında, hızı da önemlidir. bu hız işlemcinin belleğe ne kadar sürede ulaştığını gösterir ve nanosaniye (ns) ile ifade edilir veya işlemci ve anakart ile olan veriyolu hızı(MHz, Mega Hertz) gözönüne alınarak belirlenir.
RAM ÇEŞİTLERİ:
SDRAM ( Senkronize DRAM ) : Günümüzün en az kullanıılan RAM tipidir. Sistem veriyolu hızı ile aynı hızda çalışan RAM’dir. Veri aktarım hızları 512 MB/s ile 1100 MB/s aralığındadır.
DDR RAM ( Double Data Rate RAM ): DDR RAM bellekler SDRAM belleğin sunduğu bant genişliğinin iki katını sunuyor. Bant genişliğini iki katına çıkaran özellik ise Saat vuruşlarının yükselen ve alçalan noktalarından bilgi okuyabilme yeteneğinin olmasıdır. SDRAM'da ise bilgi alma yönü saat vuruşlarının yükselen noktalarındandır. Günümüde yaygın bir şekilde kullanılmaktadır
DDR-2 RAM: DDR-2 RAM bellekler DDR RAM belleğin sunduğu bant genişliğinin iki katını sunuyor. Bant genişliğini iki katına çıkaran özellik ise paralel iki Saat vuruşlarının yükselen ve alçalan noktalarından bilgi okuyabilme yeteneğinin olmasıdır.Günümüzde yaygın birşekilde kullanılmaktadır
RDRAM: DDRRAM den farklı olarak 16 bitlik seri veri yoluna sahiptirler. Diğer ramların kullandığı DIMM modülü yerine RIMM modülünü kullanır.800 Mhz’lik çalışma frekansına sahip olan bu RAM’lar 1,6 GB/s’lik veri aktarım hızındadır.
MİKROİŞLEMCİ
Mikroişlemci: (CPU, Central Processing Unit; MİB, Merkezi İşlem Birimi) Bilgisayarın beyni gibidir, mantıksal ve matematiksel işlemleri yapar, karar verir, donanımlar arası ilişkiyi düzenler. İşlemcinin performansını, sahip olduğu çekirdek yapısı(mimari yapısı) ve saat çarpanı sonucu elde edilen MHZ üzerinden değer belirler. Intel Pentium II 450 MHZ.lik bir işlemci Intel Pentium III 850 MHZ.lik bir işlemciden performans olarak daha düşüktür. Bunun nedeni Pentium II işlemcinin sahip olduğu çekirdek yapısının farklı oluşudur. Mikroişlemci anakartta(mainboard) işlemciye özel bir yuvaya takılır.
Merkezi İşlem Birimi(mikroişlemci), kontrol birimi ve aritmetik / mantıksal birim olmak üzere iki bölümden oluşur.
Kontrol Birimi (Control Unit): Sistemdeki veri akışını yöneterek; bellekten okunan komutu çözer, komut tarafından belirlenen işlemleri yürütür ve yapılan işlemlerin kontrolünü yapar. ALU ve kaydedicilerin çalışmasını, bellek ve G/Ç portlarına dışarıdan yapılan veri transferlerini denetler.
Aritmetik / Mantık Birimi (Arithmetic Logic Unit – ALU): Mantıksal ve matematiksel işlemlerin yapıldığı kısımdır. Dört işlem, üs alma gibi temel aritmetik işlemler ile büyük, küçük, ve, veya gibi mantıksal işlemleri yerine getirir.
Mikroişlemcilerin sınıflandırılabilmesi için ölçü kabul edilen en temel özellikleri şunlardır:
a. Kelime uzunluğu (bit uzunluğu): Mikroişlemcilerin bir defada işleyebileceği kelime uzunluğu, paralel olarak işlenen veri bitlerinin sayısıdır.
b. Mikroişlemcinin tek bir komutu işleme hızı: Saat frekansı her zaman gerçek çalışma frekansını yansıtmasa da; bir mikroişlemcinin hızıyla doğrudan ilgilidir.
Bir mikroişlemcinin hızını artıran temel unsurlar şöyle sıralanabilir:
Merkezi işlem birimini devre teknolojisi ve planı
Kelime uzunluğu
İşlemci komut kümesi çeşidi
Zamanlama ve kontrol düzeni
Kesme altyordamlarının çeşitleri
Bilgisayar belleğine ve giriş/çıkış aygıtlarına erişim hızı
c. Mikroişlemcini doğrudan adresleyebildiği bellek büyüklüğü: Mikroişlemci, adres yolu aracılığıyla anabelleği adresleyebilir. Adres yolu, işlemcinin yapısına göre değişir ve adres yolu hattı çok olan bir sistemin adresleme kapasitesi de o kadar büyüktür.
Bu üç ana özelliği dışında mikroişlemcileri dolaylı olarak etkileyen çeşitli özellikler vardır: Mikroişlemci üzerinde kullanılabilecek kaydedici sayısı ve tipleri; programcının elde edebileceği çeşitli komutlar ve bellek adreslerken ihtiyaç duyduğu farklı adres modları; kullanılan işletim sisteminin uyumluluğu gibi.
Mikroişlemcilerin Tarihi Gelişimi:
1968 yıllarında özellikle bellek chipleri yapmak için kurulan Intel firması 1971-72 yılları içinde hesap makiması (busicom) için CPU chipi isteyen bir firma için 4004 ve hemen peşinden terminal üreticisi bir başka firma için 8008 CPU'larını geliştirdi. Ancak her iki tasarımında ciddi sorunları vardı ve kullanım alanları basit hesap makinaları ve aptal terminallerden öteye geçmiyordu. Bugünkü PC lerin atası kabul edilen Altair bilgisayarlar için geliştirilen 8080 işlemciler, 1974'te üretildi.
İntel bugün dünyanın en büyük CPU üreticisi konumunda olmasına rağmen pazarda tek başına ve rakipsiz değil. Texas Instruments, Motorola, MIPS, Sun, digital, IBM gibi diğer donanım üreticisi firmalarda alternatif teknolojiler geliştirmeye devam ediyorlar.
1993 yılına gelene kadar 80x86 sınıfı mikroişlemciler (80286, 80386, 80486) Intel ve Cyrix gibi firmalar tarafından aynı isimle üretildiler. 1993 yılındaki yeni kuşak işlemcilerde Intel firması farklı bir isimlendirmeye gitti ve Penta (5) kökenli Pentium ismini kullanmaya başladı. Aynı yıllarda IBM ve Motorola firmaları beraberce PowerPC olarak adlandırılan ve daha çok Macintosh bilgisayarlarda kullanılan işlemciler ürettiler, ama PC pazarında Intel egemenliğine son veremediler. Özellikle iş istasyonları ve Unix tabanlı sistemlerde kullanılan Sparc ve Alpha işlemciler ise daha çok profesyonel amaçlı kullanıldılar.
Günümüzde kullanılan mikroişlemciler INTEL, AMD, MOTOROLA, VIA, CYRIX, SUN ve DIGITAL firmaları tarfından üretilmektedir. Bunlardan SUN, MOTORALA ve DIGITAL özel amaçlı bilgisayarlarda kullanılan işlemciler üretmektedir. Kişisel bilgisayarlarda ise genallikle INTEL, AMD, VİA CYRIX işlemciler kullanılmaktadır.
EKRAN KARTI (VGA CARD)
VGA (Video Graphics Adapture) video görüntü Bağdaştırıcı olarak adlandırılan bu kartların görevi CPU’dan aldığı bilgiyi ekranda göstermektir. Ekran görüntüsünün kalitesi kullanılan kartların tip ve özelliklerine göre değişebilmektedir. Ekran kartları için yüksek renk desteği ve çözünürlük ile birlikte, ekran tazeleme hızı (60 Hz -85 Hz ), bellek miktarı (1Mb - 1024Mb) ve 3D (3 boyutlu görüntü) desteği önemli özelliklerdir. Bu özellikler ekran kartları modellerine göre değişiklik gösterir. En çok kullanılan S3, SIS, TNT VOODOO,Geforce, Radeon gibi ekran kartı modelleridir
EKRAN KARTI BİLEŞENLERİ
Bir ekran kartı temel olarak 4 bileşenden oluşur: Grafik işlemcisi, bellek RAMDAC.
Grafik İşlemcisi: Güncel kartlar için grafik işlemcisi görüntü hesaplamalarını yapmak için ekran kartının üzerine oturtulmuş bir CPU`dur dersek yanlış olmaz. Son zamanlarda grafik işlemcileri yapı ve karmaşıklık bakımından CPU`ları solladılar ve işlev bakımından da görüntü üzerine yoğunlaşmış bir CPU niteliğine kavuştular. CPU`ya neredeyse hiç yük bindirmeden üç boyutlu işlemcleri tek başlarına tamamlayabiliyorlar artık. Bu yüzden de güncel grafik işlemcileri GPU (Graphics Processing Unit - Grafik İşlemci Birimi) adıyla anılıyorlar.
Görüntü Belleği: Ekran kartının üzerinde bulunur ve görüntü hesaplamalarıyla ilgili veriler burada saklanır. Sisteminizdeki ana bellek gibi çalışır, yalnız burada bu belleğin muhattabı CPU değil görüntü işlemcisidir. Önceleri ekran kartlarının ayrı bellekleri yoktu fakat görüntü işlemcileri hızlanıp geliştikçe ekran kartları sistemden yavaş yavaş bağımsızlıklarını ilan etmeye başladılar. Bellek miktarı kadar ekran kartının sıkıştırma algoritmalarıyla bu belleği ne kadar verimli kullanabildiği de önemlidir.
RAMDAC: Monitörlerdeki analog sinyallerden bahsetmiştik, işte RAMDAC görüntü belleğindeki dijital sinyalleri analog sinyallerine çevirerek monitör çıkışına verir. Monitörde kullanılan üç ana renk için de birer RAMDAC ünitesi vardır ve bunlar her saniye belirli bir sayıda görüntü belleğini tarayıp oradaki verileri analog sinyallere dönüştürürler.
LCD ekranlar yapıları gereği dijtal olduklarından RAMDAC`ten değil de direk görüntü belleğinden görüntü bilgisini alıp kullanabilirler. Bunun için DVI (Digital Video Interface) adında özel bir bağlantı kullanırlar.
BIOS: Ekran kartlarının da birer BIOS'ları vardır. Burada ekran kartının çalışma parametreleri, temel sistem fontları kayıtlıdır. Ayrıca bu BIOS sistem açılırken ekran kartına ve onun belleğine de küçük bir test yapar.
HARDDISK(SABİT DİSK, HDD)
Bir sabit diskin temel görevi -tıpkı disketlerde olduğu gibi- veri saklamaktır. Şunu da belirtmek gerekir ki, sabit disk olmadan da bir bilgisayar çalışabilir. Ancak günümüz bilgisayarlarının çok fazla veri ile işlem yapması ve programların bir disketin alabileceğinden daha fazla olması, sabit diskleri bir bilgisayar için zorunlu hale getirmiştir. Bilgisayardan ve programlardan iyi şekilde yararlanabilmek için sabit disk şarttır.
Bir sabit diskte şu kısımlar bulunur:
Sürücü motoru(Spindle Motor), adım motoru(Crash Stop), kontrol devresi, okuma-yazma kafası(Head), üzerine veri yazılan pek çok disk plakaları(disk)...
Bir sabit diskin performansı aşağıdaki sebeplere bağlıdır;
A. Dönme hızı
B. Bir track üzerindeki sector sayısı
C. Seek (arama) zamanı,
D. Rotasyonel gecikme
E. Veri erişim süresi
F. Sabit disk üzerindeki Cache (Önbellek) miktarı
G. Verinin diskler üzerindeki organizasyonu
H. Transfer oranı
I. Ara birim (EIDE / SCSI)
Alüminyum disk ve okuma kafası arasındaki mesafe çok az olduğundan sarsıntı ve tozlu ortam harddiskin ömrünü kısaltan nedenlerin başında gelir.
Veriler sabit diskteki manyetik tabakalar üzerine kaydedilir. Bu manyetik tabakaların üstü dairesel çizgilerle örülüdür. Bunlara iz (track) denir. Sabit disk'te birden fazla plakalar üst üste dizilmiştir. Bu plakaların hem alt hem de üst tarafına bilgi yazılabilir. Herbir plaka üzerinde altlı-üstlü yerleşen ve herbirinin ortadaki mile uzaklığı aynı olan izlerin oluşturduğu gruba silindir ismi verilir. İz yapısını pasta dilimi şeklinde bölünmesiyle oluşan ve sabit disk üzerinde adreslenebilir en küçük alana denk gelen parçaya ise sektör (Sector) adı verilir ve bir sektörün barındırabileceği veri miktarı 512 byte uzunluğundadır. Bu sektör, kafa ve izler sabit diskte verinin adreslenmesi için kullanılırlar.
Disk Biçimlendirme(Format):Biçimlendirme, diskin İşletim Sistemi tarafından kullanıma hazır hale getirlmesidir. Biçimlendirme esnasında disk üzerindeki bilgilerin tamamı silinir.
Disk Bölümleme:Disk bölümleme, tek bir diski mantıksal pek çok sürücüye bölmek için kullanılan bir araçtır.Bir disk bölümü, bağımsız bir disk gibi ele alınan, bitişik blok kümeleridir. Bölümleme işlemi yapılan bir diskte her bölüm tekrar biçimlendirilmelidir.
DOSYA SİSTEMLERİ
Dosya Sistemi : Dosya sistemi disk üzerindeki dosyaların organize edilmesidir. Bir işletim sisteminin bir disk veya bölümleri üzerindeki dosyalarının izlerini bulmak için kullandığı yapı ve yönteme dosya sistemi (filesystem) denir.
FAT (File Allocation Table): FAT microsoftun orijinal dosya sistemidir. FAT, Linux, DOS, Windows 3.x Windows 9x ve Windows NT işletim sistemleri tarafından desteklenir. Windows NT de dosyalar NTFS ve FAT arasında kopyalanabilir. FAT de herbir clustere yalnızca bir veri girilebilir. FAT daki maksimum dosya boyutu veya partition boyutu 4GB olabilir. Herbir partition (volume) maksimum 65.535 culuster içerebilir.
FAT32 (File Allocation Table 32 ): Bu yapının en belirgin özelliği 8GB a kadar ola sürücü partitionları için 4096 bytelık cluster boyutu kullanmasıdır. Bu daha hızlı ve disk yüzeylerinin israfsız kullanılmasını sağlar.
VFAT (Virtual File Allocation Table): VFAT windows 9x deki asıl dosya sistemidir. Windows 9x de 32 bit ve 16 bit sürücüler kullanılabilir. FAT sistemi ile uyumludur fakat ayrıca uzun dosya adlarınınve daha büyük hard disk partitionlarınının adreslenmesini destekler.
HPFS (High Performance File System) :Bu dosya sistemi OS/2 işletim sisteminin temel dosya sistemidir.
NTFS (New Technology File System): NTFS Windows NT 4.0 işletim sistemiyle gelmiştir. NTFS dosyalar ve dizinlere izin atamalarının yapılabildiği bir sistemdir. NT 512 byte lık sektör boyutuna sahip olup destekleyebildiği maksimum kapasite 2 terabayttır.
WİnFS (Windows Future Storage): Windows'ta dosya yedekleme sitemi çok dağınık olduğu için buna çözüm üretme arayışına giren Microsoft 2007 yılında kullanıma girecek yeni bir dosya sistemi geliştiriyor. Aslında bu sistem NTFS'in gelişmiş biçimi olacak. Bu yeni sistemde dosyalar kategori bilgileri ve tanımlamalar içerecek.
NetWare File System: Bu dosya sistemi Novell NetWare işletim sistemi için özel olarak organize edilmiştir.
UFS (Unix File System): Unix işletim sisteminin ana dosya sistemidir. Pekçok Unix benzeri işletim sistemi tarafından (Digital UNIX, FreeBSD, HP-UX, Solaris, Sun-OS gibi) desteklenmektedir.
Extfs, Ext2fs, Ext3fs (Extended File System): Linux sistemlerinde kullanılan dosya sistemleridir.
MFS (Macintosh File System) & HFS (Hierarchial File System): Apple Macintosh sistemlerinde kullanılan temel dosya sistemleridir.
EFS & XFS: SGI firmasının geliştirdiği IRIX işletim sisteminin temel dosya sistemleridir.
DİSKET ve DİSKET SÜRÜCÜSÜ (FLOPPY DISK DRIVER)
DİSKET
Üzerine demir oksit (pas) kaplanmış bir plastik diskin yine plastik bir kab içerisine yerleştirilmesiyle oluşturulmuş manyetik veri saklama ortamıdır.
Bir disketin fiziksel büyüklüğü çapının inç olarak uzunluğu ile anılır. Piyasada 3.5 inç, 5.25 inç ve 8 inçlik disketler bulunmasına rağmen; son zamanlarda kapasitelerinin daha yüksek ve güvenilir olması nedeniyle 3.5 inçlik disketler daha çok kullanılmaktadır. Diğer ölçülerdeki disketler hemen hemen hiç kullanılmamaktadır.
Disketler veri saklama kapasitesine göre de sınıflara ayrılır, disketin kapasitesi sağ üst köşesinde yazan DD ve HD harflerinden anlaşılır. 3.5 inçlik disketlerin kapasiteleri aşağıda verilmiştir.
DD (Double Densitiy) 720 KB (Kilo Byte)
HD (High Density) 1440 KB veya 1.44 MB(Mega Byte)
Disket Sürücü: Yedekleme yada taşıma amaçlı bilginin kalıcı olarak depolanabildiği manyetik disklerden veri okuyabilen ve verileri yazabilen donanım birimdir.
Disket sürücü hemen herkesin bilgisayarında bulunur; standart parçalardan biridir. Bu derece yaygın olmaları, disketlerle çalışmayı çok uygun hale getirmiştir; belgenizi diskete kopyalar, yanınıza alır, gittiğiniz yerdeki bilgisayarın disket sürücüsüne takar ve bilgisayara kopyalarsınız, olur biter. Her ne kadar kapasiteleri sınırlı olsa da.şu an hâlâ veri taşımada kullanılan en yaygın araç, diskettir.
Disket sürücünüz son derece sadedir, kurcalamanız, herhangi bir düğmeye basıp ayar yapmanız gerekmez. Sadece içindeki disketi çıkarmada kullanılan düğmesi vardır. Elbette bir de ışığı. O ışık yanarken disketi sürücüden sakın çıkarmayın. Işık, diskete sürücü tarafından erişilmekte olduğunu, yani ya üzerindeki verinin okunduğunu, ya da üzerine veri yazıldığını gösterir. Sabit diskin tersine, disket sürücünün kafası diskete temas ettiği için, ısrarla disketi çıkarmaya çalışırsanız hem disketi hem de sürücüyü bozabilirsiniz.Disketin yazma koruma kulakçığı açık durumdayken üzerine herhangi bir veri yazmak mümkün değildir, ayrıca disket bu şekilde virüs saldırılarına karşı da korunmuş olur.
Yazma koruması kapalı durumdayken disket üzerine istediğiniz gibi veri yazıp silebilirsiniz
CD-ROM ve CD-ROM SÜRÜCÜLER
CD-ROM'lar disk ve disketler gibi veri depolamak için kullanılan birimlerdir. Veriler CD-ROM'a, disk ve disketlerden farklı olan optik mantığına göre kaydedilirler. Bilgisayarda veriler 1 ve 0 şeklinde işlenir ve depolanırlar. CD-ROM üzerindeki 1 ve 0 bilgileri çukur ve tümsekler ile ifade edilir.CD-ROM'da bilgiler içten dışa doğru kaydedilir.
CD-ROM'ların veri saklama kapasiteleri 180 MB -800 MB arasında değişir. CD-ROM üzerine bilgiler bir kez yazılabilir, fakat birden fazla üzerine yazılabilen CD-ROM'lar da mevcuttur. Bu tip CD-ROM'lara REWRİTABLE (Tekrar Yazılabilir) CD-ROM denir.
CD-ROM üzerinde ki bilgileri okuyan donanım ürününe CD-ROM Sürücü denir. Bu sürücüler verileri, çukur ve tümsekler üzerine göderilen laser ışığının yansımasını sınıflandırarak verileri elektrik sinyaline çevirir. CD-ROM sürücülerin okuma hızları 8X-60X arasındadır. Bir CD-ROM sürücüsünün 8X okumahızı olaması demek saniyede 8*150KB'lık veri okuyabilmesi demektir.
CD-ROM Sürücüsünün ön panelinde CD'yi çıkartmak için Eject butonu, Müzük CD'lerini başlatmak için Play-Stop-Next butonları ve Kulaklık çıkışı ve Ses ayar düğmeri bulunur. Sürücünün arka panelinde Power Konnektörü, IDE Kablo Konnektörü Audio Çıkış Soketi (Müzik CD'leri için sesin ses kartına aktarılmasını sağlar) ve Kablo Seçim Jumper'ı (Master - Slave select )bulunur. CD-ROM 'lar Hardisk Data kablosu (IDE Kablo) ile anakart'ın Primery veya Secondery IDE konnektörlerine bağlanır. İstendiğinde 2-4 CD-ROM sürücüsü takılabilmektedir.
Müzik CD'sinin CD-ROM Sürücü tarafından çalıştırlması
CD-ROM üzerine bilgi kaydetmek için CD-RW(CD Yazıcı)'lar kullanılır. CD-RW'lar yazma işleminde yine laser ışığını kullanırlar.CD-RW'lar CD-ROM'dan bilgi okumak içinde kullanılır. CD-RW'ların hızlarını temsil etmek için üç tane hız göstergesi kullanılır. Örneğin 40X 12X 40X'lik bir CD-RW'ın 40 CD-ROM'lara yazma hızını, 12 Yeniden yazılabilir CD-ROM'lara yazma hızını, 40 okuma hızını gösterir.
DVD ve DVD SÜRÜCÜLER
Dijital Video Disk kelimelerinin kısaltılmış hali ile bilinen DVD’ler CD’lerin yapım teknolojisine çok benzer bir teknoloji ile üretilmişlerdir. CD’lerden farkı, daha fazla bilgiyi tek bir DVD içerisine sıkıştırabilmeleridir. Bir CD yaklaşık 650 MB’lık bilgi alırken, DVD’nin bilgi saklama kapasitesi 17 GB (Giga Byte)’dır. DVD diskler içerisine daha fazla bilgi yüklenebildiğinden kaydedilen filmler ve oyunlar bilgisayar ekranında çok yüksek kalitede izlenir. DVD diskleri kullanabilmek için DVD sürücüler kullanılması gerekir.
DVD sürücülerin hızları CD-ROM sürücülerde de olduğu gibi sayısal ifadeler kullanılır. Örneğin 12X gibi
MODEM
Modemler, standart telefon hatlarını kullanarak, farklı yerlerdeki bilgisayarlar arasında bağlantı yapılmasını sağlayan aygıtlardır. Bu şekilde, bir bilgisayardan diğerine veri aktarımı yapılabilir, ya da özel bazı protokoller ile, internet servisleri kullanılabilir. Telefon hatları, normal şartlarda, sadece ses iletebilir. Modemler, bilgisayarlardaki dijital bilgiyi öncelikle ses sinyallerine (analog sinyal) dönüştürürler (MOdulation). Bu sinyalleri alan karşı taraftaki modem ise, analog sinyalleri ters dönüşümle bilgisayarların kullandığı dijital bilgiye dönüştürür (DEModulation). Modemlerin hızları, 1 saniyede iletebilecekleri bit sayısına göre sınıflandırılır. 2400- 56000 bps (bit per second -saniyede iletilen bit sayısı), günümüzdeki tipik dial-up modem hızlarıdır. Söz gelimi, 14,400 bps bir modem ile saniyede, kabaca, 14400/8 = 1800 byte , ya da yaklaşık olarak 1.8kbyte bilgi iletilebilir. Modemlerin hızları, telefon hatlarının gürültü düzeyi ile doğrudan ilişkilidir.
Telefon hattı üzerinden bağlantı sağlayan modemlerin yanında; özel hatlar üzerinden bağlantıyı sağlayan "kablo modem", isdn modem gibi farklı türleri de vardır.
INTERNAL-EXTERNAL
Faks-modem kartlarını ilk olarak internal (dahili) veya external (harici) diye sınıflandırabiliriz. Internal (dahili) modemler anakart üzerine takıldığı için bilgisayar kasası içinde kalır ve bu ismi alır. External (harici) modemler başlı başına bir sistemdir. Bilgisayar kasasının dışında kaldığı içinde bu ismi alır. Bilgisayarla bağlantısını portlar yardımıyla yaparlar.
Dahili (Internal) Modem Harici (External) Modem
ADSL MODEM
ADSL (Asymmetric Digital Subscriber Line) mevcut telefon hatları üzerinden yüksek hızda veri, ses ve görüntü iletimini sağlayabilen bir teknolojidir.
ADSL teknolojisi ile aynı anda telefon ile sesli görüşme yapabilirken, internete bağlanabilir, video konferans yapabilir ya da veri transferi gerçekleştirebilirsiniz. ADSL ile kesintisiz ve de yüksek hızda internete bağlanabilirsiniz. Diğer yüksek hızda internet bağlantı çeşitlerinden farklı olarak yüksek yatırım gerektirmez ve evimizde, ofisimizde kullandığımız mevcut telefon hatları üzerinden bağlantı sağlar, kurulumu ve tahsisi kolaydır.
ETHERNET KARTLARI
Yakın mesafeli ağ ortamının vazgeçilmez elamanları ethernet kartları ve kablolardır. Ethernet kartı diğer bilgisayarlarla iletişiminizi sağlar. Ağda kullanılan Ethernet kartlarının hızı, verilerin ağ üzerinden iletilme hızını belirleyen en önemli etkendir.
Ethernet kartlarında bakılması gereken ikinci bir özellik ise kablo bağlantı yerleridir. İki tür bağlantı girişi vardır. Bunlar BNC ve RJ-45’dir. Standartize edilmiştir. Eğer ethernet kartımızda her iki bağlantı girişi varsa Combo diye adlandırılır.
PCI Ethernet Kartı
KOAKSİYEL VE TWİSTED PAİR KABLOLAR
Ethernet kartlarının da kendi içlerinde türleri vardır. Öncelikle, ne tür bağlantı kullanılan bir kart alacağınızı bilmelisiniz. Eğer ağınız koaksiyel(coaxial) kablo kullanılıyorsa, almanız gereken Ethernet kartı koaksiyel kablonun bağlanabileceği bir kart olmalıdır. yani Üstünde BNC girişi bulunmalıdır.
Diğer bir kablolama türüyse "twisted pair( bükülütel çifti)"dir. Ağınız twisted pair ise, RJ-45 girişi bulunan bir Ethernet kartı almalısınız. Bazı Ethernet kartlarında iki giriş birden bulunur ve bu tür kartlara "combo" denir. Bu kartlardan alırsanız, ağınızdaki kablolama türünü değiştirdiğinizde yeni kart satın alma masrafından kurtulmuş olursunuz.
FAST ETHERNET
Standart Ethernet kartları kullanan bir ağın veri aktarma hızı, saniyede 10 milyon bittir, (10 Mbps). Ancak, ağınızın gerçekten hızlı olmasını istiyorsanız, Fast Ethernet'i düsünmelisiniz. Fast Ethetnet ile, saniyede 10 yerine 100 Mbps veya 1000 Mbps veri aktarma hızına ulaşılabilmektedir. Fast Ethernet, klasik Ethernet ağlarda yaygın olarak kullanılan koaksiyel kabloyu desteklemiyor. Ya UTP ya da fiberoptik kablo kullanılmalıdır.
SES KARTI (SOUND CARD)
Bir ses kartının yaptığı iş ses sinyallerini dijital sinyallere dönüştürerek bilgisayar tarafından kullanilabilir hale getirmek ve daha sonra da dijital veri olarak saklanan bu ses kaydını yeniden ses sinyallerine dönüştürüp, kendine bağlanan bir dış hoparlöre vermektir.Temel işlevi ses işlemek olan bu aygıtlar içerdikleri ses işleme chipleri ile müzik dinleme, ses kaydı yapabilme Midi aygıtları kullanabilme vb. işlevleri yürütürler.
Bir Ses Kartı Üzerinde Yer Alan Öğeler Şunlardır.
Ses Chip'i: Yaygın olarak Creative, Crystall, ESS, Opti ve Avance Logic gibi firmalarca üretilen ses işleme Chipleridir.
CD-ROM Bağlantı Noktası: Müzik CD'lerinden Müzik dinlyebilme imkanını sağlayan dijial giriştir.
Mikrofon Girişi: Ses kaydı yapabilme imkanı sağlayan ve PC!ler için kullanılan mikrofon girişidir.
Hat Girişi (Line In): Bazı müzik aygıtlarından (TV Kartı, Radio Kartı ve Midi cihazları ) ses girişini sağlar.
Hoparlör Çıkışı: Seslerin Hoparlöre aktarılmasını sağlayan çıkış portudur. Surround hoparlör destekleyen kartlarad iki adet bulunur.
Oyun Çubuğu (Joystick): 15 pinli port ile joystick bağlantısı sağlanır.
Ses Kartları genellikle anakart üzerinde PCI veya ISA slotlarına bağlanır, fakat günümüz anakartlarının bir çoğunda seskartı tümleşik olarak sunulmaktadır.
MULTİ MEDYA DONANIMLAR
TV Kartları :
TV tuner içeren bu aygıtlar Tv yayınlarını video görüntüsüne dönüştürerek görüntü işlemcisine aktarırlar. Tv yayınlarını üzerlerindeki Tv Tuner ünitesi alır. Görüntünün dönüştürülmesi işlevini ise üzerlerindeki Bt8xxx serisi chip seti üstlenir.
Tv kartlarının Görüntü kartı ile tümleşik olanları da üretilmiştir ancak RAM miktarı kısıtlı olduğundan, müşterilerin grafik hızlandırıcı gibi güçlü görüntü kartları kullanmak istemeleri gibi tercihleri bu kartların yaygınlaşmasını engellemiş, Tv kartlarını ayrı üretmelerine neden olmuştur.
Tv kartı üreticileri kartla birlikte uzaktan kumanda cihazı sunmaktadırlar. Kartın 5 pin konnektörü ile optik VCR cihazı bağlantısı yapılarak kumanda cihazı kullanılabilmektedir. Aynı giriş PC Video kamera yada Camcoder bağlantısı için de kullanılmaktadır.
Günümüzde Tv kartları FM Radyo tuneri ile birlikte üretilmektedirler. Bu radyo kartı ile birleşik Tv kartları 20-30 $ daha pahalı olmaktadır.
Tv kartı üzerinde VCR girişi dışında Mikrofon, Tv Anten Girişi, Radyo Anten Girişi, ses girişi ve ses çıkışı bulunur. Tv yayınları yazılım desteği ile izlenebilmektedir. Yine yazılım desteği ile Teletext yayınlarını izlemek mümkündür.
Radyo Kartı :
FM radyo alıcısı içeren bu kartlar ses kartı bağlantısı ve radyo kanal seçim ve kayıt işlemlerini yürüten yazılımların desteği ile kullanılırlar.
Yayın alıcısı Tuner ile ses dönüşümünü sağlayan chip seti bileşenlerinden oluşan kartın üzerinde, ses kartına girişi sağlayan bir çıkış ve bir hoparlör çıkışı mevcuttur.
Tv kartında olduğu gibi bazı ses kartı üreticileri radyo kartı ile tümleşik kartlar üretmişlerdir. Ancak bu kartlarda pek fazla rağbet görmediklerinden tutulmamıştır.
Infrared Alıcılar:
Uzaktan kumanda, kablosuz klavye, mouse gibi aygıtların kullanılmalarını sağlayan ek aygıtlardır. Anakart üzerindeki Infrared alıcı konnektörüne bağlı portlar ya da Tv kartı gibi kartların üzerine takılabilirler.
Kulaklık-Mikrofon:
Çok değişik tip ve dizayn edilmiş kulaklık ve mikrofon seçenekleri mevcuttur. Ayrı ayrı satın alma imkanı olduğu gibi kulaklık ve mikrofonun birarada olduğu modeller daha fazla revaçtadır.
Özellikle mikrofon olarak değişik seçenekler içerisinde Yaka Tipi ve Masa Üzerinde kullanılmak üzere tabla üzerine oturtulmuş mikrofonlar yaygın olarak kullanılmaktadır.
Kulaklık, yapı olarak kulağın yapısına uygun olarak üretilmiş plastik ve dışı yumuşak bir doku ile kaplanmış hoparlör muhafazalarından oluşur. Bu muhafazalara kablo ile ses kartı çıkışına ya da doğrudan hoparlör veya Cd sürücüsünün ön panelindeki ses çıkışına takılmak üzere hazırlanmış Jak yer alır.
Hoparlör :
Multimedia bileşenlerinin vazgeçilmezlerindendir. Ebat, Dizayn, ses çıkış gücü, Amphi ve Woofer bulunup bulunmaması gibi pek çok seçenek sunarlar.
Kit halinde satın alınabilen Multimedia aygıtları içerisinde, ses kartlarıyla birlikte verilen 4 Watt hoparlörler çok düşük ses verebilmeleri nedeniyle fazla tercih edilmemektedirler.
Ses kartlarının ve bilgisayar üzerinde ses işleme teknolojilerinin de gelişmesiyle buna paralel olarak hoparlörler de ayrı bir önem kazanmıştır. Ses kartının ses çıkışını güçlendirerek hoparlörden daha güçlü ses alma, kulağa daha net ve güçlü ses gönderme amacıyla geliştirilen SubWooferlar bilgisayarınızın bir müzik seti kadar kaliteli ses üretmesine yardımcı olmaktadırlar.
PC Kameralar :
Doğrudan USB aygıtına ya da Görüntü kartı, TV kartı gibi aygıtlara ya da doğrudan kendi arabirim kartı ile bilgisayara takılabilen modellerden oluşan bu aygıtlar bilgisayarın dış ortamdan görüntü almasını sağlar ve yazılımla desteklenmek zorundadırlar.
Joystic (Oyun Çubuğu) :
Bilgisayar üzerinde oyun oynamayı daha zevkli ve cazip hale getirmek iki yönlü bir Pazarın gelişmesine neden olmaktadır.
Bunlar; öncelikle daha kaliteli ve eğlenceli oyunlar üretme yarışına giren yazılım firmaları diğeri ise; oyun oynamayı daha zevkli kılacak teknik gelişmeleri yükseltmeye uğraşan donanım üreticileridir. Eski atarilerle başlayan oyun çubukları bilgisayara uygulandığında bazı oyun türlerinin daha kolay ve zevkle oynanmasını sağladı.
Joystiğinizi Ses Kartınızın üzerindeki 15 pinli dişi konnektöre bağlamanız gerekir. Taktıktan sonra kullanacağınız programlar içerisinde Kalibre (Ayar) etmeniz gerekir.
Dijital Kamera :
Günlük hayatta kullandığımız Dijital Kameralar bilgisayara bağlanarak alınan bant görüntülerini veya o anda yapılan çekimleri bilgisayara aktarabilmektedir. Görüntü kalitesini arttırmak için gelişmiş video kartlar da takılabilmektedir.
Dijital Fotoğraf Makinesi:
Yeni tip dijtal fotoğraf makinelerinde 100'den fazla resim ve küçük boyutlu hareketli görüntü bu cihazların hafızasında saklanabilmektedir. makinedeki resimler yazıcıdan özel kağıtlara alınabildiği gibi makinenin hafızasındaki resim ve hareketli görüntüler dosya halinde bilgisayarda saklanabilmekte ve gerektiğin de bu dosyaları çeşitli programlar ile işlenmsesini sağlamaktadır.
Sunum (Data Show) Cihazı:
Bir bilgisayar ile ders anlatırken veya konferans veriken ekrandaki bilgilerinbelirli aralıklarla bir zemine yansıtılması Data Show cihazı ile olmaktadır.
GÜÇ KAYNAĞI(POWER SUPPLY)
Güç kaynağının görevi, elektiriği doğru akıma çevirerek, bilgisayar sisteminin çalışması için gerekli elektirik enerjisini sağlamaktır. Elektrik voltajındaki muhtemel azalma ve artışlara karşı sistemin güvenli bir şekilde çalışmasını sağlayacak şekilde voltajı dengeleme görevini de üstlenirler. Normal bir kişisel bilgisayarında güç kaynağının çalışma voltajı 110-220 Volt ve gücü 150-250 Watt civarındadır.
Güç kaynağından çıkan elektrik kabloları, başta anakart olmak üzere diğer donanım birimlerine takılır. bazı donanım birimleri anakartın genişleme yuvalarına takıldığından gerekli elektriği anakart üzerinden alırlar.
Elektronik parçalar, üzerinden elektrik akımı geçtiğinde ısınırlar ve soğutulmadıkları taktirde normal görevlerini yerine getiremezler. Bunun için güç kaynağında bir de soğutucu fan bulunur.
Günümüz bilgisayarlarında iki tip güç kaynağı kullanılmaktadır.
AT Tipi Güç Kaynağı: Sistem enerjisinin kesilmesi kasa paneline bağlı power düğmesi ile sağlanan güç kaynaklarıdır. Enerjinin verilmesi veya kesilmesi bu düğmeyle kontrol edilir. Genellikle Pentium II öncesi AT kasa ve anakartlar için kullanılmaktadır.
ATX Tipi Güç Kaynağı: Sistem enerjisi BIOS tarafından kapatılır veya açılır. Kasa üzerindeki Power düğmesi anakart üzerindeki powerswitsh konnektörüne bağlıdır. düğmeden gelen sinyal ile sistem enerjiyi keser veya uyku moduna geçirir. İşletim sisteminden verilen komutlada aynı işlem gerçekleştirilebilir.(Windows ta "bilgisayarı kapat" komutu)
YAZICI(PRINTER) : Ekrandan sonra en yaygın çıkış birimidir. Bilgisayara kaydettiğimiz bilgileri, yapılan çalışmaları, kısaca kağıda dökülebilecek herşeyi yazıcı aracılığıyla elde ederiz.
Temel olarak yazıcıları dört gurupta toplayabiliriz:
1. Papatya Çarklı Yazıcılar:
Baskı sırasında kullanılan teknik bakımından daktiloya en çok benzeyen bu yazıcı türünün basabileceği bütün şekiller papatyaya benzeyen bir yazıcı kafa üzerinde yer alır.
2. Nokta Vuruşlu Yazıcılar:
Mevcut yazıcı türleri içinde en ucuzu olduklarından en yaygın kullanılan yazıcılardır. Kimi kaynaklarda “iğneli yazıcı” yada “matris yazıcı” (dot matrix printer) diye adlandırılan bu yazıcıların yazma kafası bir matris şeklinde dizilmiş küçük iğneciklerden (yada mikro çekiçlerden) oluşur.
Nokta vuruşlu yazıcıların en büyük dezavantajı, yazı kalitesinin düşük olmasıdır. Bir nokta vuruşlu yazıcıdan çıkan metinlerde karakterlerin çeşitli noktaların yan yana getirilmesinden oluştuğu hemen görülür.
3. Mürekkep Püskürtmeli Yazıcılar.
Mürekkep püskürtmeli yazıcılarda nokta matrisli yazıcılardan dır. Ancak bu yazıcılar şerit kullanmazlar. Bunun yerine resmi ve karakterleri oluşturmak için vuruşsuz bir yöntem kullanırlar. Yazıcı kafası kağıda değmez. Bunun yerine kafa kağıda mürekkep damlacıkları püskürtür. Mürekkep püskürtmeli yazıcılarda kullanılan yöntem nokta matrisli yazıcılarda kullanılan yönteme benzer. Kafa bir adım motoru ile sağa sola hareket ettirilirken kağıt merdaneler yardımıyla sağa sola doğru hareket ettirir. Yazıcı kafası dikey olarak yerleştirilmiş birçok püskürtücü ucundan kağıda minik noktalar halinde özel bir mürekkep püskürtür.
Birçok mürekkep püskürtmeli yazıcı bir sayfayı yaklaşık renkli ve siyah/beyaz durumuna göre 10 ile 20 sn arasında basar ve dakikada basabildikleri sayfa sayısı ile hızları ölçülür.
Mürekkep püskürtmeli yazıcılar vuruşsuz çalıştıklarından karbon kağıdı ile çoğaltılmış baskılara imkan vermezler. Yani bu yazıcıları fatura kesmek gibi çok kopya gerektiren baskı işlemlerinde kullanamayız. Mürekkep püskürtmeli yazıcıların ikinci bir dezavantajı ise; gerektirdikleri özel mürekkebin pahalı olmasıdır.
Mürekkep püskürtmeli yazıcılarda renkli baskı kolaydır. Temel üç renk ayrı ayrı aynı noktaya basıldığında diğer renkler elde edilir. Üç rengi karıştırarak elde edilen siyah tam siyah tonunda elde edilmediği ve üç mürekkebi de harcadığı için ek olarak siyah mürekkepte bulunur. Yalnızca siyah rengin yer aldığı baskılarda bu yöntem daha ucuz olur.
4. Lazer Yazıcılar
Lazer yazıcılar vuruşsuz bir yöntem kullanırlar. Lazer yazıcılarda kullanılan baskı yöntemi fotokopi makinesindekine benzer Lazer yazıcılar satır satır yazmak yerine sayfa sayfa yazarlar.
Grafik çıktılar Lazer yazıcıların zayıf taraflarını ortaya çıkarır. Bir lazer çıktısı alabilmek için bütün resmin yazıcıya yüklenmesi gerekir. Yazıcı baskıya geçmeden önce bir boyutta bir verinin tamamını saklamak zorundadır. Buna göre yüksek çözünürlüklü bir sayfa grafik çıktısı için 1MB yazıcı belleği yeterli değildir. Yazıcının da kendi işletim sistemi bir belleğe ihtiyaç duyar. Lazer yazıcılar sürekli form yazıcı kağıdı kullanmazlar.
Lazer Yazıcıda Dikkat Edilecek Ölçütler;
Yazıcının dakikada basabildiği sayfa sayısı (hız), Bir sayfa düzenleme dili ile (PostScript ya da PCL) uyumlu çalışıp çalışmadığı, Baskı yapabileceği kağıt türleri, Kağıt üzerinde maksimum baskı alanı, Basabileceği font saysı, Yazıcının belleğinin büyüklüğü Network ortamında paylaşıma açık olup olmadığı, toner ömrü, fiyatı.
Lazer yazıcıların hızı ppm (page per minute : dakikadaki sayfa sayısı) ile ölçülür. Bir yazıcının hızında iki farklı ölçüt söz konusudur. Bunlardan birinci sayfanın görüntüsünün bellekten hazırlanıp basılması, ikincisi ise aynı sayfanın birkaç dakika içinde arka arkaya kaç kez basılabileceği.
Basılacak sayfanın bir görünümü, basımdan önce yazıcının belleğinde oluşturulduğu için bir lazer yazıcının en azından 4 MB belleğe ihtiyacı vardır. (300 dpi’lik bir sayfa bile 1.5 MB bellek gerektirmektedir)
PLOTTER(ÇİZİCİ)
Mühendis ve mimarlar eskiden plan ve projelerini kağıt üzerine yapıyorlardı. Bu çok uzun sürmekte ve ikinci bir kopya istendiğinde onu yeniden çizmek gerekmekteydi. CAD (Computer Aided Design: Bilgisayar Destekli Tasarım) adı verilen ve mühendis ve mimarların çizim ve tasarımlarını gerçekleştirmeleri için yapılan programlarla bu işlemler artık çok kısa sürmektedir. Aynı zamanda çizim bilgisayarda kayıtlı olduğundan, istenilen miktarda kopya almak mümkün olmaktadır. Ancak bu çizimler Çok büyük olabilmekte ve normal bir yazıcıdan çıktı alınamamakta, alınsa bile kalitesi düşük olmaktadır. İşte çizici böyle tasarım ve planların çıktısını alabilmek için geliştirilmiştir.
Bir çizicinin yazıcıdan temel farkı, şekilleri bir kalem yardımıyla çizmesidir. İkinci büyük fark ise çok büyük kağıtlara çıktı alma imkanıdır. Örneğin, çiziciyle l metrekarelik bir kağıda çıktı alınabilmektedir.
Çiziciler, şekilleri çizmek için kalem kullandıklarından bu kalemi değiştirerek renkli çıktılar almak mümkündür. Çizici kağıtlarının boyutları 21.59 x 27.94 cm ile 91.44 x 121.92 cm. arasındadır.
Çizicilerin bazılarında, kağıt sabit olarak tutulmakta ve kalem hareket ettirilerek çizme işlemi gerçekleştirilmekte, bazılarında da kağıt hareket ettirilmektedir. Kağıdın sabit olarak tutulduğu modellerde çizim daha kaliteli olmaktadır.
SCANNER(TARAYICI)
Tarayıcı kağıt üzerinde bulunan resimleri, fotoğrafları, yazıları bilgisayarın belleğine gönderir. Böylece kağıt üzerinde bulunan şekiller sayısallaştırılmış ve dolayısıyla bilgisayarda kullanılabilir hale gelmiş olur.
Tarayıcı ile elde edilen bu şekiller çeşitli programlar sayesinde değiştirilebilmekte, büyültülüp küçültülebilmekte ve sonuçta yazıcıdan sayfa çıktısı alınabilmektedir.
Tarayıcıların değişik tip ve büyüklükte olanları vardır. Örneğin, elle hareket ettirilerek tarama yapan tipleri olduğu gibi fotokopi makinesine benzeyen tipleri de mevcuttur. 1200, 2600 dpi gibi değişik çözünürlüklerde tarayıcılar bulunmaktadır. Bilgisayar ort----- tarayıcı yardımıyla aktarılan resimleri birçok işte kullanmak mümkündür
Tarayıcılar, sadece çözünürlüklerine göre değil, algılayabildikleri renk sayısına göre de farklılık gösterirler. Renkli görüntüler bilgisayarda çok daha fazla yer tuttuğu için, genellikle ve sıkıştırma programları da kullanılır.
Profesyonel olmayan uygulamalarda, daha küçük boyutlarda olan el tarayıcıları kullanılabilir. Sayfa üzerinde gezdirilerek kullanıldıkları için el tarayıcılarının küçük bir üstünlükleri vardır:
0CR (Optical Character Recognition) Optik Karakter tanıma
Tarayıcıların getirdiği yeni bir olanak, görüntüler gibi yazıların da kağıttan bilgisayara aktarılmalarını sağlamalarıdır. Ancak, tarayıcı ile PC’ye aktarılan bir grafik dosyasına yazılan metinler, bilgisayar tarafından resim olarak görülür. Bir fotoğraftan farkı olmayan grafik dosyasının içindeki yazılar, 0CR (Optical Character Recognition; Optik karakter tanıma) adı verilen programlar vasıtasıyla çözümlenip metin dosyalarına çevrilir.
Böylece kağıt ortamındaki bir yazı, insan eliyle herhangi bir müdahaleye ve klavyeden tekrar veri girişine gerek kalmadan bilgisayara aktarılabilir. OCR programıyla ASCII metinlere dönüştürülen yazı üzerinde istenen şekilde işlemde yapılabilir. Üstelik, yazıların görüntü dosyası olarak değil de metin dosyası olarak saklanması çok daha az yer gerektirir.
alıntı...
Aritmetik işlemleri ve mantiksal karşıilastırmaları, önceden yüklenmiş program dogrultusunda, son derece hızlı uygulayarak sonuçlar çıkarabilen elektronik bir makinedir.
Bilgisayar verilen bilgileri alır, işler ve bunlardan sonuçları üretir. Aynı zamanda bu bilgileri, istendigi sürece saklayabilir.
Bilgisayarı, "Bilgi İşleyen bir makine" olarak da tanımlayabiliriz. Bilgisayarın diğer makinelerden en önemli farkı, işleyeceği ham maddenin "bilgi" olmasıdır.
Aslında bilgisayar insan beyni ile karşılaştırılamayacak derecede yavaş bir makinedir. Buna rağmen günümüzde oldukça popüler hale gelmiştir. Bunun üç önemli nedeni vardır:
* Aritmetik ve mantık işlemlerini son derece hızlı yapmaları,
* Çok miktarda bilgiyi hiç unutmadan saklayabilmeleri,
* İnsan hayatında geçmişten günümüze kadar yapıla gelen işleri kolaylaştırmaları, hızlı, güvenli ve hatasız yapabilmeleri.
Bilgisayarın tarihçesi
İnsanoğlu, sayma ve hesap işlerini kolaylaştıracak ilk alet olarak parmaklarını kullanmıştır. Kullandığımız sayı sisteminin 10 tabanına göre düzenlenmiş olması da parmak hesabından kaynaklanmaktadır. On parmağın yetmediği noktaya gelindiğindeyse, çakıl taşları ve çubuk parçaları kullanılmıştır.
Hesaplamalar karmaşıklaştıkça insanlar yeni aletler üzerinde çalışmalar yapmışlardır. Günümüzdeki bilgisayarların gelişmelerine yardımcı olan bu aletlerin başında; Abaküs (sayı boncuğu) adı verilen hesaplama aleti görülmektedir.
Bilinen ilk mekanik hesap makinası 1642 yılında, Fransız matematikçi Blaise Pascal tarafından yapılmıştır. Diş sayıları farklı olan değişik çaplardaki dişlilerin kullanılmasıyla yalnızca toplama ve çıkarma yapılabilmekteydi
1671 yılında, Alman matematikçi Leibniz, Pascal'ın makinasındaki eksikliği gidererek çarpma işini de yapabilir hale getirdi. Leibniz, yaptığı makinanın, pek kolay olmasa da, bölme işlemlerinde de kullanılabileceğini göstermiştir.
1830'lu yıllarda, İngiliz matematikçi Charles Babbage bilgisayar tanımına en yakın otomatik hesaplayıcının tasarımlarını ortaya koymuştur. Tamamen sayılar arasındaki farklardan yararlanarak geliştirilmiş matematiksel yöntemlerle otomatik olarak hesap yapabilecek bu makineye bu nedenle FARKLAR MAKİNESİ (Difference Engine) adı verilmiştir. Daha sonra, Kraliyet ailesinin parasal desteğiyle çalışmalarını sürdüren Babbage, 1871'de ölümüne kadar ilk makinasının çok daha gelişmiş bir modeli olan ANALİTİK Makinesi (Analytic Engine) üzerinde çalıştı.
Babbage'ın ölümünden 20 yıl kadar sonra Amerika'da Herman Hollerith adlı bir istatistikçi 1890 nüfus sayımı sonuçlarının değerlendirilmesinde kullanılmak üzere bir makina tasarladı. Bu makina, delikli kartlara işlenen sayım kayıtlarını birçok kez tarayabilecek ve böylece değişik parametrelere göre istatistikler yapabilecekti. Kullandığı sistemi, o yıllarda kullanılmakta olan yarı otomatik tekstil dokuma tezgahlarında kullanılmakta olan delikli kodlama sistemlerinden esinlenmişti. Hollerith'in tasarladığı bu kodlama ve kayıt sistemi 1980 yıllarında gelişmiş bilgisayarlarda bile hala kullanılmaktaydı.
BİLGİSAYARLAR KUŞAKLARI
Birinci Kuşak (Vakum Tüplü) Bilgisayarlar (1946-1959)
İlk programlama dili makine dilinde yazılmaya başlandı ve bilgiler bellekte saklanıyordu. Bu kuşağın temel özellikleri şunlardır:
1. İşlemci olarak çok büyük vakum tüpleri kullanılırdı
2. Fazla enerji harcarlardı
3. Çevreye fazla ısı yayarlardı
4. Veri programlarını ana belleklerinde tutarlardı
5. Saklama aracı olarak manyetik teyp kullanılırdı
6. Programlar fazla detay gerektiren makine dilinde yazılırdı.
1944 de İngilizler almanların mesajlarını çözebilmek için Colossus adlı gizli kodları kırmayı başaran bilgisayarı dizayn ettiler
Savaş nedeniyle gelişmiş diğer bir bilgisayar, Amerikan hükümeti ve Pensylvania Universitesi ortaklığı ile ortaya çıkmış olan ENIAC adli bilgisayardi .
İkinci Kuşak (Transistörlü) Bilgisayarlar (1959-1964)
İlk dönemde kullanılan Vakum Tüplerinin yerine transistörler kullanılmaya başlandı. Bununla beraber daha hızlı ve daha az elektrik harcamaktaydı. ASSEMBLY makine dili kullanılmaktaydı. Bu kuşağın temel özellikleri şunlardır:
1. İşlemci olarak transistörler kullanılırdı
2. Ortalama 10.000 transistör ile çalışırlardı
3. Az enerji kullanırlardı
4. Daha az ısı yayarlardı
5. Transistörler tablolar üzerine el ile monte edilirdi
6. COBOL (Common Business-Oriented Language) ve FORTRAN (Formula Translator) gibi yüksek seviye diller kullanılmaya başlanmıştır,
Transistör
Üçüncü Kuşak (Entegre Devreli) Bilgisayarlar (1964-1970)
Transistörler bir araya getirilerek Entegre Devreler yapıldı. İlk Merkezi İşlem birimi CPU yapıldı.Bu kuşağın temel özellikleri şunlardır:
1. İşlemci olarak entegre devreler kullanılırdı
2. Düşük maliyet ile yüksek güvenirlik sağlanmaya başlandı
3. Manyetik diskler kullanılmaya başlandı
4. Program ve veriler ihtiyaç duyulduğu sürece saklanabiliyordu
Dördüncü Kuşak (Mikroişlemcili) Bilgisayarlar (1970-?)
İşlem ve kontrol birimlerinin tümünün bir arada bulundu.u chipler geliştirildi.
Bu kuşağın temel özellikleri şunlardır:
1. Mikroişlemcilerle daha hızlı işlemler yapılmaktadır
2. Daha fazla bilgi ve program saklanabilen disk ve CD'ler kullanılabilmektedir
3. Yapay zekâ kavramı hayata geçirilmiştir
4. Ağ sistemleri oluşturulup bilgisayarlar arasında iletişim sağlanabildi
5. Bilgisayarlar fiziksel olarak küçülerek kullanışlı ve taşınabilir hale geldi
Beşinci Kuşak (Yapay Zekâlı) Bilgisayarlar (1990-?)
Yapay zeka yapma yönünde çalışmalar yapılmaktadır. Bilgisayar teknolojisinde yeni bir araştırma konusu olan yapay zekâ "kendi kendini denetleyebilen, daha akıllı ve insanlarla tam bir uyum içerisinde olabilen zeki makineler yapmak" şeklinde tarif edilebilir. Bu alanda yapılan çalışmalar henüz istenilen düzeyde de.ildir. Bu kuşaktaki bilgisayarlardan beklenen hedefler şunlardır:
1. Üretkenliğin düşük olduğu alanlarda, üretkenliği arttırmak amacıyla pratik metotlar geliştirmek
2. Kalkınmada ve gelişmede, uluslar arası dayanışmaya katkıda bulunmak
3. Enerji ve kaynak tasarrufunda bulunmak
4. Toplumun sorunlarına pratik çareler bularak, toplumsal huzur ve güvenin sağlanmasında katkıda bulunmak
BİLGİSAYAR ÇEŞİTLERİ ve KULLANIM ALANLARI
Çalışma prensiplerine göre bilgisayarlar
1. Dijital Bilgisayarlar : Çalışma esası sayısal tabana dayanan bilgisayarlardır. Bütün bilgiler sayısal sisteme göre işlenir ve saklanır.
2. Analog bilgisayarlar : Çalışması için frekansların kullanıldığı bilgisayarlardır. Belirli bir sinyale göre çalışır. Radar sistemleri ultrason vs.
3. Karma (Hybrid) bilgisayarlar : Hem dijital hem analog sisteme göre çalışırlar. Daha çok analog sisteme göre elde edilen bulguların dijital ortama saklanması şeklinde işlerler. Tahlil cihazları vs.
Başlangıçta bilgisayarların yalnızca bilimsel amaçlı kullanılacağı düşünülmekteydi. Fakat günümüzde en yoğun kullanım alanları endüstriyel ve ticari amaçlıdır.
İşlem gücüne göre bilgisayarlar
1. Main-frame bilgisayarlar : 250 den fazla kişinin aynı anda terminaller aracılığıyla kullanabildiği çok kullanıcılı büyük bilgisayar sistemleridir. İşlem gücü oldukça yüksektir. Genellikle büyük şirketlerde, bilgi işlem merkezlerinde, araştırma kurumlarında ve üniversitelerde kullanılırlar. Aynı anda yüzlerce kullanıcı tarafından kullanılabilirler
2. Midi (orta) bilgisayarlar : Main-frame bilgisayarlarla aynı işlevi gören daha küçük bilgisayar sistemleridir. Kullanıcı sayısı 250 ye kadar çıkabilmektedir. Orta boy işletmeler tarafından tercih edilirler
3. PC (Personal Computer) : Kişisel bilgisayarlar. Masa üzerine sığabilen tek kullanıcılı kişisel bilgisayarlardır. Fakat günümüzde pc'ler network adı verilen birleşik çalışma sistemiyle birbirlerine bağlanarak client (müşteri) ve server (servis sağlayıcı) olarak kullanılabilmektedir. Ofis otomasyonunda, eğitimde, yayın işlerinde, küçük işletmelerin ticari hesaplarının ve personel kayıtlarının tutulmasında etkin biçimde kullanılırlar.
Bilgisayarların Fonksiyonları ve Yetenekleri
1. Aritmetik hesaplamaları gerçekleştirebilir.
2. Verileri karşılaştırır.
3. Verileri muhafaza eder.
4. Verileri çok kısa zamanda arayıp bulur.
5. Verileri yazılan program doğrultusunda işler.
6. Büyük boyutlu problemleri kısa zamanda çözer.
7. Eğitimde yardımcı olarak kullanılır.
8. Bilimsel araştırmalarda kullanılır.
9. Endüstrilerde üretim ve kontrol süreçleri için kullanılır.
10. Oyun ve eğlence amaçlı kullanılır.
11. Basın ve yayın işlemleri için kullanılır.
12. Yazılı sesli ve görüntülü telekomünikasyon için kullanılır.
Veri (Data): Bilgisayara girilen işlenmemiş (ham) bilgilere veri denir. Bilgisayarın alabildiği, işleyebildiği, sonuç üretebildiği ve saklayabildiği herşey veridir.
Bilgisayarın Verileri İşleyiş Şekli
Bir çokluğun miktarını belirtmek için, günlük hayatta kullandiğımız sayma sistemi onlu sayma sistemidir. Bilindiği gibi bu sistemde 0’ dan 9’ a kadar olan 10 adet sayı sembolü kullanılmaktadır. İkili sayma sisteminde ise sayılar 2 adet sembolden yani 1’ ve 0 ‘dan oluşmaktadır.
Bilgisayarın içerisinde, verilen bilgilerin çözümlenip sonucun dış ortama aktarılabilmesi için birçok elektronik devre kullanılmaktadır. Çok uçlu olan bu devrelerin çalışabilmesi için bazı uçlarına 5 V, bazılarına ise 0 V luk gerilim uygulanması gerekir. Mikrochip denilen bu elektronik devrelerin uçlarına uygulanan bu gerilimler chip içinde bulunan transitörleri çalıştırır. Böylece veriler elektronik olarak çözümlenir ve çıkış uçlarında yine 5 veya 0 V luk gerilimler olarak verilir.İşte, bilgisayara uygulanan bu iki farklı gerilim değeri yerine 1’ ve 0’ sayı sembolleri kullanıldığında, bilgisayarın karakterleri (harfler veya değişik sembolleri) ve onlu sayma sisteminde kullandığımız rakamları algılayabilmesi sağlanmış olur.
5V --> 1 ile ifade edilir.
0V --> 0 ile ifade edilir.
Böylece, bilgisayara girilecek tüm veri ya da komutlar işlenmeden önce makine diline kodlanmasının gerekliliği, daha iyi anlaşılmaktadır.
Bit ve Byte (Bayt) Kavramları
İkili sistemde her bir basamağa bir binary digit veya bu kelimeden kısaltılarak alınan harflerle kısaca BIT (BInary digiT) denir. Her bit elektriksel bir sinyaldir. İkili sistemdeki her 0 ve 1 rakamı "bit" olarak ifade edilir.
Şimdi, A harfinin bilgisayar tarafından algılanabilmesi için gerekli gerilim değerleri (5V,0V,0V,0V,0V,0V,5V) ise, bunlar 1000001 olarak kodlanır. Böylece "A" harfinin makine dilindeki karşılığı olarak bu sayı bilinir. Bu sayının onlu sayma düzenindeki karşılığı 65 dir.
35 sayısının, iki tabanlı gösterimi ise 00100011 şeklindedir. Her bit konumu ile belirtilir.
8 bitlik bir ikili sayı grubuna 1 Byte (bayt) denir. Hepsi 1 olan 8 bit’lik bir dizi ile ifade edilebilecek sayı değeri,
7 6 5 4 3 2 1 0
1 1 1 1 1 1 1 1 : 1x27 + 1x26 + 1x25 + 1x24 + 1x23 + 1x22 + 1x21 + 1x20 = 255’dir.
Uygulamada bu sayı yeterli değildir. Bu nedenle birkaç byte birleştirilip daha büyük sayıların bilgisayarda işlenmesi sağlanır. Örneğin, iki byte eklendiğinde 16 bit elde edilir. Bu durumda elde edilecek en büyük sayı 65535’ dir. 32 bit ile ifade edilecek en büyük sayı ise 2147483648’ dir.
8 Bit = 1 Byte
1024 Byte = 1 KB (Kilobyte)
1024 KB = 1 MB Megabyte)
1024 MB = 1 GB (Gigabyte)
1024 GB = 1 TB (Terabyte)
ASCII KODU
Bilgisayara girilecek tüm sayı, sözcük veya karakterlerin önceden 1' ler ve 0’ lar dizisine çevrilmesi gerektiği söylenmişti. Bu işleme kodlama denir.Bilgisayarın içindeki verilere ulaşabilmek için ise, bunun tersi yani, 1’ ler ve 0’ lardan oluşan diziyi harflere ya da 10 tabanlı sayıya çevirmek gerekir. Bu işleme ise kod çözme denir Her harf veya karakterin önceden belirlenen bir KOD’a çevrilmesi gerekir Gelişigüzel kodlamalar kullanışlı değildir, çünkü çeviri çizelgeleri farklı olursa bilgisayarlar veri alış verişi yapamazlar. Bu nedenle bilgisayar yapımcıları, standart bir kod olan ASCII kodunu kullanırlar. ASCII, (American Standart Code for Information Interchange) sözcüklerinin baş harfleridir ve bilgisayar konusundaki standartları geliştiren bir Amerikan kuruluşunun adıdır.
ASCII kodları, her birinin belirli işlevi olan üç gruba ayrılır:
1. Kontrol karakterleri.
2. Simgeler ve sayılar.
3. Harfler.
Kontrol Karakterleri:
0 ile 31 ASCII kodlarıdır.Bilgisayara girilecek komutların iletiminde kullanılan kodlardır.
Başlıca Kontrol Karakterleri
Bell (zil işareti) ---> 7, Backspace (bir karakterlik geriye dönüş) ---> 8, Escape ---> 27 gibi
Simgeler ve sayılar:Sayıları 32’ den başlayıp 64 e kadar olan ASCII kodlarıdır.
Harfler
Sayıları 65’ den 127’ ye kadar olan alfabedeki büyük ve küçük harflerle klavye üzerindeki görülebilen diğer semboller için kullanılan kodlardır.
127’ den 255’ e kadar olan kodlar ise standartlaştırılmamış, bazı özel karakterler ve harfler yapımcı için serbest bırakılmıştır. Örneğin, Türkçe karakterler (ğ,ü,ş,ö,ç,ı,l) bu kısımda üretilen karakterlerdir
Bilgisayar donanım ve yazılım olamak üzere iki unsurdan oluşur. Herbir unsur tek başına bir görev yapamaz ve bilgisayar çalışmaz.
DONANIM : Fiziksel olarak bir bilgisayarı oluşturan; elektronik ve elektro mekanik tüm birimlerdir. Donanım ürünlerinin bir kısmı kasa olarak adlandırılan kısımda bulunur. Diğer donanım ürünleri ise bilgisayarın kasasına kablolar yardımıyla bağlanarak kullanılır. Kablolar yardımıyla kasaya bağlanan donanım birimlerine bazı uzmanlar çevre donanımlar adını vermişlerdir
Bilgisayar uygulamalarında performans ve kapasite artışı sadece donanımsal özelliklere bağlı olarak sağlanamaz. Uygun yazılım kullanımı ve kullanıcı bilgisi de performansı en az donanım kadar etkilemektedir. Bu hususlar göze alındığında donanım seçimi sırasında kullanıcının bilgi düzeyi ve yapılacak işin niteliği de büyük önem kazanmaktadır. Kullanım amacına uygun olmayan bir bilgisayar, sahip olduğu üstün donanım özelliklerinden bir çoğunun kullanılamamasına, bazı zamanlarda da uygulamalarda yetersiz kalmasına neden olur. Bilgisayar kullanımı konusunda yetersiz bilgi birikimine sahip bir personele pahalı bir donanıma sahip performansı yüksek bir sistem tahsis etmek, beklenen işin gerçekleştirileceği anl----- gelmemelidir. Yine bilgisayar tabanlı grafik-tasarım uygulamalarında tecrübeli bir personel performansı düşük bir sistem karşısında beklenen işi üretemeyecektir.
Günümüz bilgisayar teknolojisindeki hızlı gelişmeler sürekli olarak yeni donanımların kullanıcının beğenisine sunulmasına yol açsa da kişisel bilgisayarları temel aldığımızda bu donanımları birçok katogoride incelemek mümkündür. Örneğin bazı uzmanlar bilgisayar donanım ürünlerini Temel Donanım Birimleri, Ek DonanımBirimleri şeklinde ayırdıkları gibi bazı uzmanlarda Temel Donanımlar, Çoklu Ortam Aygıtları, Çevre Birimleri Ağ bağdaştırıcıları, Yedekleme Üniteleri şeklinde de ayırmışlardır.
Bilgisayarın donanımını Temel Donanım Birimleri ve Ek Donanım Birimleri şeklinde ikiye ayırarak inceleyeceğiz. Temel Donanım Birimleri; Sistem ünitesi, (kasa içerisinde yer alan bilgisayarın en önemli parçalarını içerir, ekran ve klavye-mouse dan oluşan donanımlardır. Ek Donanım Birimleri ise, ihtiyaca göre bilgisayara sonradan eklenen donanımlardır.
1-) Temel Donanım Birimleri
Sistem Ünitesi (Kasa)
Mainboard (Anakart)
CPU (Mikroişlemci)
RAM (Bellek)
HDD (Sabit Disk)
FDD (Disket Sürücüsü)
CD-ROM (Optik Disk Sürücüsü)
Sound Card (Ses Kartı)
Display Card (Ekran Kartı)
Ethernet Card (Ağ Kartı)
Modem
Power Supply (Güç Kaynağı)
Monitor (Ekran)
Keyboard (Klavye)
Mouse (Fare)
2-) Ek Donanım Birimleri
Printer - Plotter (Yazıcı ve Çiziciler)
Scanner (Tarayıcı)
Camera (kamera)
Speaker, Mic (Hoparlör, Microfon)
Projektör
Barkod
UPS (Kesintisiz Güç Kaynağı)
Joystick
Taşınabilir depolama ürünleri
Flash Disk (USB Bellek)
Hafıza kartı (SD,MMC, CF, MS, XD)
Taşınabilir Harddisk
I-POD, MP3 Player
Kablosuz Donanımlar- Bluetooth teknolojileri
KLAVYE (Keyboard)
KLAVYE:
Klavye, bilgi girişi yapılan en yaygın girdi aygıtıdır. Başka bir ifadeyle bilgisayarla kullanıcı arasında iletişim kurmayı sağlayan önemli bir aygıttır. Klavyeler genellikle bir daktiloya benzetilmektedir. Bilgisayarda AT,PS/2 ve USB portlarını kulanılabilir
Klavye, üzerindeki tuşlar vasıtasıyla kullanıcının bilgisayara sinyaller göndermesini sağlar. Klavye içerisinde basit bir mikroişlemci ve tampon bellek bulunmaktadır. Bir tuşa basıldığında, tuşun bağlı olduğu elektronik devre harekete geçerek hangi tuşa basıldığını bilgisayara iletir. Bilgisayar da bu bilgiyi işler. Kullanıcının bir plastik tuşa basmış olması gibi basit bir işlem olarak gözükse de bu bilgisayara 1 ve 0'lardan oluşan kümenin iletilmesine, kümeye karşılık gelen karakter kodunun hafızadaki karakter setindeki karşılığının ekrana yansıtılmasına neden olur.
Klavyeleri düğmelerinin sıralanışına göre 2'ye ayırabiliriz.
a-) F Klavye:Bilgisayarda F klavye kullanımı Türkçe doküman yazanlar için çok uygundur. Çünkü F klavyede harfler Türkçe yazım diline uygun olarak sıralandırılmıştır. Türkçe bir kelimeyi oluşturan harflere parmakların daha kolay ulaşması mantığıyla kullanılır. Daktilo ile çok benzerdir. Bu nedenle daktiloyu 10 parmak kullanabilen insanlar kolayca ve hızlı F klavye kullanabilmektedirler. Bilgisayarda F klavye seçimi genelde daktilo kullanımından bilgisayara geçenlerin yaptığı bir tercihtir.
b-) Q Klavye:En çok kullanılan klavye modeli Q klavyedir. İngiliz diline göre dizayn edilmiştir. Bir bilgisayar alırken eğer seçiminizi özel olarak belirtmezseniz, evinize gelen klavye tipi Q klavyedir. Q klavye de kendi içerisinde İngilizce ve Türkçe olmak üzere ikiye ayrılır
Bazı özel tip klavyeler de vardır. Örneğin, bir restoranda kullanılan klavye üzerinde yemek resimleri bulunur. Sipariş için bir tuşa basılır ve siparişin tutarı bilgisayar tarafından hesaplanır. Bu tür klavyeler çoğunlukla elektronik yazar kasa ve benzeri aygıtlarda bulunan basit işlevli klavyelerdir. Bankalardaki para çekme/yatırma makinalarında, endüstriyel elektronikte ve takım tezgahları gibi alanlarda kullanılan klavyeler de vardır.
Kablosuz Klavyeler
Kablosuz klavye de kablosuz fare gibi İnfra-red alıcı-verici ilişkisine dayanarak çalışır. Fareden özellik olarak çok büyük bir farklılığı olduğunu söylenemez. Paketi aldığınızda kutusundan bir adet kurulum disketi, bir alıcı, iki adet pil ve doğal olarak klavyenin kendisi çıkar. Alıcı kablosuz klavyelerin genelinde olduğu gibi , plastik bir elmaya benzer. Alıcının kablosunu bilgisayarınızın PS/2 portuna taktığınız zaman, pilleri klavyeye takmak ve klavyenin alıcıyı görmesi için gereken bir yere koymalısınız.
MOUSE(FARE)
Fare, klavyeden sonra bilgisayarda kullanılan en yaygın girdi aygıtıdır ve klavyeye nazaran daha basittir. Grafik arabirimi kullanılmaya başlandığından beri fare desteği programlar içine yerleştirilmeye başlanmıştır. Bilgisayar programlarının çoğu fareye gereksinim duymaktadırlar.
Fare temel olarak şu şekilde çalışır; kullanıcı fareyi eliyle hareket ettirir, fare kullanıcının fareyi ne yönde ve ne kadar hareket ettirdiğini kaydeder ve bunu bilgisayara aktarır.
Fare, hareket algılama metotları bakımından ikiye ayrılır. Bunlar mekanik fareler ve optik farelerdir.
Mekanik farelerde mekanik parça, farenin altında bir deliğin içerisinde bulunan ve farenin hareketine göre yuvarlanan bir toptur. Bu top iki adet silindire değer ve fare hareket ettiğinde bu silindirler dönerek ekrandaki fare okunun hareketini sağlar. Bu silindirler birbirine dik olarak yerleştirilmiştir. Biri farenin yukarı-aşağı hareketini, diğeri ise sağa-sola hareketini takip eder. Bu silindirlerin üzerinde delikler vardır. Bu delikler biri alıcı diğeri verici iki ışık kaynağının arasındaki ışığı bir keser bir açarlar. Işığın kesilme-açılma hızına göre de ekrandaki okun hareketi belirlenir. Üçüncü bir silindir ise topu desteklemek içindir. Topun sağlıklı hareket etmesi için farenin altına "pad" denilen lastik bir yüzey konulur.
Optik farelerde ise farenin hareket eden herhangi bir parçası yoktur. Farenin altında optik algılayıcılar bulunmaktadır. Fareyi hareket ettirdiğimizde, optik algılayıcılar mouse pad üzerindeki hareket eden çizgileri görürler ve bunu bilgisayara iletirler. Fare kullanımı yaygınlaştıkça dizaynı ve işlevi çeşitlilik kazanmaya başlamıştır. İlk olarak kullanılan iki tuşlu farelerin ardından 3 tuşlu, kaydırma çubuğu tekerlekli ve en son olarak kablosuz fareler kullanılmaktadır.
Diz üstü bilgisayarlarda fare işlevi bilgisayar üzerine yerleştirilmiş ve elle döndürülen "TrackBall" adı verilen küre tarafından yerine getirilmektedir. Parmağın baskı hareketiyle imleci yönlendiren "TouchPad" de kullanılan diğer bir türdür.
PC' lerin çoğunda 3 tuşlu fare kullanılmaktadır. Bu 3 tuşlu farelerde en çok kullanılan tuş, sol tuştur. Sol tuş seçme görevi yapar. Sağ tuş ise yan menünün kullanılmasını sağlar. Üçüncü tuşa ise değişik fonksiyonlardan biri isteğe göre seçilip yüklenebilir.
Fareler genellikle PC' nin seri portuna takılarak kullanılır. Bazı fareler ise özel arabirim kullanırlar. En yaygın arabirimler Microsoft veriyolu fare arabirimi , IBM PS/2 tipi ve InPort arabirimleridir. Bu arabirimler bağlantı fişi olarak DIN konnektörü kullanırlar. IBM PS/2 fareler 6 pin mini DIN konnektör , PC' lerde kullanılan fareler ise 9 pin ve 25 pinlik ( DB25 ) konnektörler kullanırlar.
Mekanik farede silindirler kirlenebilir ve temizlenmesi gerekebilir. Bunun için farenin topu çıkartılıp silindirler temizlenmelidir. Mouse pad de sık sık temizlenmelidir. Çünkü pad üzerinde hareket eden top tozları toplayarak içeri taşıyacaktır. Optik farede ise optik algılayıcıları temizlemek yeterlidir. Fare altlığı da üzerindeki çizgilerin algılayıcılar tarafından görülebilmesi için temiz tutulmalıdır.
MONİTÖR
Monitörler, temel işlevi olarak ekran kartından gelen görüntü bilgisini ekrandan yansıtmakla görevlidir. Sadece ekran kartının emirleri doğrultusunda görüntüyü oluşturmaktadır. Bilgisayarın işlemcisinden tamamen bağımsızdır.
MONİTÖR TÜRLERİ:
A- Renk Desteğine göre:
· Monocrome Monitor: sadece siyah-beyaz renk kullanan monitörlerdir. Bunların siyah ve fosfor yeşili rengi kullanan modelleri de mevcuttur.
· Mono VGA Monitörler: Siyah ve Beyazın 16 bgri tonunu kullanarak gri renk belirginliği sağlayan monitör tipidir. VGA görüntü kartlarıyla birlikte kullanılırlar.
· CGA ve XGA Monitörler: 4-8 temel rengi destekleyebilen monitörlerdir.
· VGA Monitörler: Video görüntü sistemi ile 16 milyon ve üzeri renk desteği sağlayan yüksek çözünürlüklü monitörlerdir. Günümüzün gözde monitör tipidir.
Günümüzde en yaygın kullanılan monitörler VGA monitörlerdir. Diğer tipdeki monitörler artık üretilmemektedir.
B- Görüntü Oluşturma Yapısına Göre:
CRT Monitörler: Elektron tabancasından yayılan elektronlarla ekran plazmasın üzerindeki fosfor noktalarını parlatma prensibi ile çalışan monitörlerdir. Televizyonlara benzerlik gösterirler.
CRT Monitörler satın alırken dikkat edilmesi gerekenler:
Boyutu
Çözünürlük
Tazeleme hızı
Nokta aralığı
LCD (Liquid Crystall) Monitörler: Likid sıvı kristallerinin parlatılması prensibi ile çalışan monitörlerdir.
LCD Monitörde satın alırken dikkat edilmesi gerekenler:
Bakış açısı
Kontarast oranı
Parlaklık
Piksel hataları
Tepki süresi
Plazma Monitörler:Sıkıştırılmış gaz haznelerinin renk değiştmesi prensibiyle çalışan monitörlerdir. Boyutları çok diğer monitörlere göre büyüktür.
Plazms Monitörde satın alırken dikkat edilmesi gerekenler:
· Bakış açısı
· Kontarast oranı
· Parlaklık
MONİTÖRLERİN TEMEL ÖZELLİKLERİ
a) Ekranın Tazelenmesi:Ekranın tazelenmesi ekranın saniyede kaç kez yenilendiğini gösterir.
b) Ekranda piksel , dot ve çözünürlülük kavramları:
Ekranda görünen şekil, geometrik bir örümcek ağı olarak da adlandırabileceğimiz dikey(sütun) ve yatay (satır) üzerindeki noktalardan oluşur. Bunların her birine piksel denir. Görüntüyü oluşturan en küçük alandır.
Bir seferde ekranda görüntülenebilen piksel sayısına çözünürlük denir. Örneğin 800*600 çözünürlük denilince 800 sütun ve 600 satır üzerindeki noktacıkların kullanıldığını belirtir. Toplam noktacık adedi 480 000'dir.
Dot ise ekrandaki milyonlarca fosfor noktacıklarına denir.
c)Monitör boyutu:
Bir ekranın boyutları genellikle inç olarak verilir. Günümüzde 15" monitörler kullanılmaktadır. Ama 17",19", 21"ve 42" monitörlerde kullanılır. Buradaki değerler monitörün bir köşesinden çaprazdaki diğer köşesine olan uzaklığı belirtir.
d) Nokta aralığı (Dot Pitch):
Nokta aralığını, pikseli oluşturan kırmızı, yeşil ve mavi noktaların birbirine olan mesafesi olarak tanımlayabiliriz. Bu mesafe azaldıkça noktaların arası daralıp, elde edilecek resmin kalitesinin daha kesin ve detaylı olabilmesini sağlar. Monitörlerde ise 0.27, 0.26 ve 0.24 aralığında değişir.
ANAKART (MAINBOARD)
Tüm donanımın birbiri ile olan fiziksel bağlantısını sağlar. Bilgi akışının tamamı anakart üzerinden sağlanır. Bilgisayar ilk açılışını anakart üzerinde bulunan değiştirilemez hafızadaki (ROM) veriler yardımıyla gerçekleştirir. Anakartın veri yollarındaki hızı, sahip olduğu işlemci, hafıza ve sabit diske göre değişiklik göstermektedir.
Takılacağı kasanın türüne göre AT, ATX ve BTX olmak üzere üç temel tür anakart vardır. Tüm anakartlar sahip olduğu chipset mimarisi ve genişletme yuvalarına göre farklılık gösterirler. Bazı bilgisayar üretici firmaları ürettikleri modeller için özel anakartlar üretmişlerdir. Bir kısım anakartlarda da görüntü arabirimi, ses arabirimi, ethernet arabirimi vb. bazı donanımsal özellikleri monte edilmiş olarak da üretirler, bu tip anakartlara, tümleşik (onboard) anakart denir.
a)İşlemci Yuvası: Anakartlar üzerinde bulunan bu yuvalar mikroişlemcinin anakart üzerine takılmasi için hazırlanmıştır. İşlemci yuvasının en önemli özelliği değisik hızlara sahip işlemcileri takılabilmesini gerektiğinde kolayca değistirilmesini sağlamıştır.
b) Genişleme Yuvaları: Kart şeklindeki donanım birimlerinin takılması için kullanılanılır. Günümüz anakartlarında ISA, PCI, AGP ve PCI-E( PCI-Express) olarak adlandırılan genişletme yuvaları bulunabilir. Farklı genişletme yuvası kullanılmasının sebebi veri transfer hızından kaynaklanmaktadır. Genişletme yuvalarının sayısı ve çeşitliliği kullanılan mimari yapıya, üretici firmaya ve anakartın ebatına göre değişebilir.
1) ISA (Industry Standart Architecture) slot: Genellikle modem, ses kartı, scanner kontrol kartı, SCSI kontrol kartı, radyo kartı gibi donanım ürünleri için kullanılmaktadır.
2) PCI (Peripheral Component Interconnect) slot : Günümüzde hemen hemen tüm donanım kartları bu slotlara takılır. (Modem, ses kartı, TV/radyo kartı,ethernet kartı vb.)
3) AGP(Accelerated Graphics Port):AGP(Accelerated Graphics Port) teknolojisi grafik uygulamaların ihtiyaç duyduğu yüksek bantgenişliğine çözüm sağlamak için geliştirilmiş ve bugün çok yaygın şekilde kullanılan bir veriyolu teknolojisidir. bu genişletme yuvasına sadece ekran kartı takılabilir.
4) PCI-E(PCI-Express): Günümüzde ekran kartları için kullanılan, gelecekte diğer slotların yerini alacak olan bir bir genişletme yuvasıdır. Veri tarnsfer hızları PCI ve AGP genişletme yuvalarına göre daha hızlıdır. Gelişen teknolojiler sayesinde tüm donanımları PCI-E genişletme yuvarına takabileceğiz.
c) Ram Slotları:
Sistem açık olduğu sürece bilgiler RAM bellekte saklanabilir. RAM belleklerin anakart üzerinde takıldığı alana da RAM Slotu denir. Günümüz de kullanılan anakartlar üzerinde bulunan ram slotunun özeliklerine göre SDRAM, DDRRAM, DDR2-RAM ve RDRAM slotları kullanılmaktadır.
d) BIOS:
Anakart üzerinde kartların takıldığı (ses kartı, ekran kartı, modem, TV kartı vs.) genişletme yuvaları ve diğer bileşenler arasındaki koordinasyonu sağlayan temel parçalardan birisi BIOS'tur.
BIOS, genel olarak bilgisayarın açılabilmesi için gerekli küçük bir yazılımdır. Bu yazılım BIOS Chipi içinde tutulur. BIOS, bilgisayarın sabit disk ya da disket sürücü gibi kaynaklardan açılabilmesini sağlaması dışında POST ( Power On Self Test ), yani açılışta bilgisayarın kendini test etmesi işleminden de sorumludur.
BIOS görevini yerine getirebilmek için, bazı donanım bilgilerine ihtiyaç duyar. Bu bilgiler, bilgisayar kapalı da olsa silinmemelidir. BIOS verilerini tutan kısma CMOS denir. CMOS, BIOS için gerekli bilgileri saklayabilmek için minik bir pil kullanır. Açılışa şifre konması ve daha sonra bu şifrenin unutulması durumunda bu pili birkaç saniye için çıkarıp tekrar yerine takmakla bilgisayarınıza açılabilir hale getirebilirsiniz. Çünkü pil çıkarılınca BIOS Chip' i üzerindeki bilgilerde unutulacak ve şifre silinecektir.
e) Chipset(Yongaseti): Mikroişlemci ve veri yollarının kullanılması ile birlikte; mikroişlemci ile bellekler üzerinde iletişimi kontrol ederek düzenleyen, veri transfer hızlarını düzenleyen geliştirilmiş kontrol ve denetim birimleridir.
Yongaseti iki birimden oluşur: Kuzey Köprüsü ve Güney Köprüsü yongaları. Bir yerine iki birimin kullanılmasının nedeni tüm bileşenleri tek bir yongaya dahil etmenin güçlüğüdür. İki yonga kullanılması aynı zamanda Kuzey Köprüsü ve Güney Köprüsü yongalarıyla farklı donaımsal kombinasyonların kullanılabilmesine de olanak tanır.
Chipsetin görevleri:
1) RAM - Cache Bellek - Mikroişlemci arasındaki ilişkiyi düzenlemek
2) CPU - veri yolları - RAM arasındaki ilişkiyi düzenlemek
3) ISA Veri yollarının denetlenmesi ve ISA - PCI geçişlerini yönetmek
4) PCI - USB Portu arasındaki iletişimi kontrol etmek
5) Güç yönetimini kontrol etmek
6) AGP iletişimini düzenlemek
f) Pil: Biosa kalıcı enerji sağlayarak kayıtların korunmasını sağlar.
g) Konnektörler:
1) IDE Konnektör: Anakart üzerinde iki adet IDE konnektörü bulunur. Bu konnektörlere harrdisk veya optik sürücü(CD-ROM,CD-RW, DVD-ROM DVD-RW gibi) bağlanabilir.
2)SATA Konnektör: SATA (Serial ATA) fiziksel depolama arabirimi için kullanılan Paralel ATA yerine geliştirilen yeni standarttır.
3)Floppy Konnektör: Disket sürücülerin takılabileceği bir konnektördür. Maksimum 2 adet disket sürücüyü destekler.
4) Power Konnektör: Anakartın elektrik enerjisini sağlayan konnektördür.
5) Fan Güç Konnektörü: Cpu ve kasa ya takılan fanların enrjilerini sağlayan konnektördür.
6) Led Konnektörleri: Kasa dışında durumları hakkında bilgi edinilmesi sağlanan; power, hdd ledleri ile reset ve power düğmelerinin anakartla irtibatını sağlayan konnektörlerdir.
h) Seri (Com1 ve Com2)portlari:
Seri mouse(fare), External( Harici) Modem ve diğer seri porttan haberleşebilen donanımlar tarafından kullanılırlar.
i) Paralel port:
Paralel port genellikle yazıcı, external(harici) disk sürücüler, tarayıcı ve ZIP sürücülerle birlikte kullanılır. Paralel dosya iletimi, seri porta göre oldukça hızlıdır. Paralel portun belirgin özelligi çift yönlü iletim sağlamasıdır. Daha çok yeni yazıcılar tarafindan kullanılan söz konusu özellik sayesinde, hedef aygıt sadece PC tarafindan gönderilen komutları işlemekle kalmayıp, PC'ye kendisi de veri gönderebilir. Bu ise daha çok yazıcının kağıt kalmaması durumunda basvurduğu bir yoldur.
j) Klavye portu:
Klavyenin anakarta bağlanabilmesi için kullanılan porttur. PS/2 port ATX tipindeki anakartlarda tümlesik olarak bulunur. AT tipindeki anakartlarda ise 5 pinlik klavye portu bulunur. Klavye bu portlara uygun değilse her iki port için dönöştürücü ile bu sorun çözülebilir.
k) PS/2 mause (fare) portu : ATX tipi anakartlara tümleşik olarak, 6 pinlik ps/2 mouse portu bulunmaktadır.
l) USB port:
Evrensel seri iletim noktasi olarak adlandırılan bu yeni bağlanti noktası seri veri aktarım hızını arttırmaya ve USB'den bağlanan aygıtların bilgisayarın yeniden başlatılmasına veya kapatılmasına gerek kalmadan hemen bilgisayar tarafından kullanılmasına olanak sağlamıştır.
USB'ye, modem, joystick, tarayici, yazici, dijital kamera ve CD-yazici gibi donanim ürünleri bağlanabilir. Veri iletim hizlari saniyede 700-800 kilobayttır. USB kablosunun uzunluğu en fazla 5 metre olabilir.
m) Jumperlar: Anakart üzerindeki gerilim ayarları, veri yolu frekans ayarları, kayıt bilgilerini silinmesi ,açılış ayarları, aygıt iptali için kullanılır. Günümüz anakartlarında bu özellikler bios setup programından da yapılabilir.
BELLEKLER
Bellek ; bilgisayarda çalışır haldeki programların içerdiği komut dizilerinin, aygıtlara ait yapısal bilgilerinin depolandığı, işlem sırasında oluşan ara değerlerin ve ileride kullanılmak üzere saklanmış verilerin depolandıkları kayıt ortamlarıdır. Temel olrak iki tür bellek vardır.
· ROM BELLEK
· RAM BELLEK
1) ROM BELLEK
ROM Bellekler:İçerdiği veriler üzerine kaydedilmiş elektrik kesintilerinden etkilenmeden taşıdığı verileri koruyabilen belleklerdir.
ROM Bellek Çeşitleri:
ROM:Standart ROM üzerindeki bilgiler hiç bir yol ile değiştirilemez veya silinemez. ROM birimine bilgi kalıcı olarak yerleştirilmiştir ve içerik kesinlikle değiştirilemez.
PROM (Programlanabilir ROM):Bu ROM çeşidi sizlere saklama alanına bilgileri sadece bir kez yazmanıza izin verecektir. Bu yazmadan sonra bu bilgiler kalıcıdır
EPROM (Silinebilir Programlanabilir ROM): Eğer ROM üzerinde kullanılan bilginin, silinip tekrar yazılması gerektiği durumlarda EPROM kullanılabilir. Bu çeşit ROM' lar içindeki bilgiler ultraviyole ışığıyla silinebilir. Bu sayede ROM' a yazılabilme özelliği tekrar sağlanmaktadır.
EEPROM (Elektrikle Silinebilir Programlanabilir ROM):EPROM' a benzer olarak EEPROM' da silinebilir ve yazılabilir özelliğe sahiptir. Silme işlemii elektriksel olarak yapılmaktadır. BIOS' lar EEPROM kullanırlar, bu sayede anakart üreticileri güncelleşmiş BIOS programlarını yazabilmektedirler.
FLASH ROM:
EEPROM 'un gelişmişi ve giderekte yayılan bir ROM tipidir. Bu tip bir ROM' a bilgi yazmak çok daha kolaydır. Bunun için birkaç yazılım yetmektedir. Bu sayede BIOS güncellemeleri çok daha kolay ve etkili olmaktadır. Boyutları 1-2 Mb arasında değişir.
2) RAM BELLEK
RAM (Random Access Memory, Rastgele Erişimli Bellek) Bellek:Sistem açık olduğu sürece veriler ve komutlar burada saklanır. Sistem kapatıldığında veriler ve komutlar bellekten silinir.
RAM Belleklerin kapasiteleri MB(Mega Bayt) değeri üzerinden belirlenir. Anakartta üzerinde özel olarak tasarlanmış yuvalara monte edilir.
Bellek Hızı : Belleğin miktarı dışında, hızı da önemlidir. bu hız işlemcinin belleğe ne kadar sürede ulaştığını gösterir ve nanosaniye (ns) ile ifade edilir veya işlemci ve anakart ile olan veriyolu hızı(MHz, Mega Hertz) gözönüne alınarak belirlenir.
RAM ÇEŞİTLERİ:
SDRAM ( Senkronize DRAM ) : Günümüzün en az kullanıılan RAM tipidir. Sistem veriyolu hızı ile aynı hızda çalışan RAM’dir. Veri aktarım hızları 512 MB/s ile 1100 MB/s aralığındadır.
DDR RAM ( Double Data Rate RAM ): DDR RAM bellekler SDRAM belleğin sunduğu bant genişliğinin iki katını sunuyor. Bant genişliğini iki katına çıkaran özellik ise Saat vuruşlarının yükselen ve alçalan noktalarından bilgi okuyabilme yeteneğinin olmasıdır. SDRAM'da ise bilgi alma yönü saat vuruşlarının yükselen noktalarındandır. Günümüde yaygın bir şekilde kullanılmaktadır
DDR-2 RAM: DDR-2 RAM bellekler DDR RAM belleğin sunduğu bant genişliğinin iki katını sunuyor. Bant genişliğini iki katına çıkaran özellik ise paralel iki Saat vuruşlarının yükselen ve alçalan noktalarından bilgi okuyabilme yeteneğinin olmasıdır.Günümüzde yaygın birşekilde kullanılmaktadır
RDRAM: DDRRAM den farklı olarak 16 bitlik seri veri yoluna sahiptirler. Diğer ramların kullandığı DIMM modülü yerine RIMM modülünü kullanır.800 Mhz’lik çalışma frekansına sahip olan bu RAM’lar 1,6 GB/s’lik veri aktarım hızındadır.
MİKROİŞLEMCİ
Mikroişlemci: (CPU, Central Processing Unit; MİB, Merkezi İşlem Birimi) Bilgisayarın beyni gibidir, mantıksal ve matematiksel işlemleri yapar, karar verir, donanımlar arası ilişkiyi düzenler. İşlemcinin performansını, sahip olduğu çekirdek yapısı(mimari yapısı) ve saat çarpanı sonucu elde edilen MHZ üzerinden değer belirler. Intel Pentium II 450 MHZ.lik bir işlemci Intel Pentium III 850 MHZ.lik bir işlemciden performans olarak daha düşüktür. Bunun nedeni Pentium II işlemcinin sahip olduğu çekirdek yapısının farklı oluşudur. Mikroişlemci anakartta(mainboard) işlemciye özel bir yuvaya takılır.
Merkezi İşlem Birimi(mikroişlemci), kontrol birimi ve aritmetik / mantıksal birim olmak üzere iki bölümden oluşur.
Kontrol Birimi (Control Unit): Sistemdeki veri akışını yöneterek; bellekten okunan komutu çözer, komut tarafından belirlenen işlemleri yürütür ve yapılan işlemlerin kontrolünü yapar. ALU ve kaydedicilerin çalışmasını, bellek ve G/Ç portlarına dışarıdan yapılan veri transferlerini denetler.
Aritmetik / Mantık Birimi (Arithmetic Logic Unit – ALU): Mantıksal ve matematiksel işlemlerin yapıldığı kısımdır. Dört işlem, üs alma gibi temel aritmetik işlemler ile büyük, küçük, ve, veya gibi mantıksal işlemleri yerine getirir.
Mikroişlemcilerin sınıflandırılabilmesi için ölçü kabul edilen en temel özellikleri şunlardır:
a. Kelime uzunluğu (bit uzunluğu): Mikroişlemcilerin bir defada işleyebileceği kelime uzunluğu, paralel olarak işlenen veri bitlerinin sayısıdır.
b. Mikroişlemcinin tek bir komutu işleme hızı: Saat frekansı her zaman gerçek çalışma frekansını yansıtmasa da; bir mikroişlemcinin hızıyla doğrudan ilgilidir.
Bir mikroişlemcinin hızını artıran temel unsurlar şöyle sıralanabilir:
Merkezi işlem birimini devre teknolojisi ve planı
Kelime uzunluğu
İşlemci komut kümesi çeşidi
Zamanlama ve kontrol düzeni
Kesme altyordamlarının çeşitleri
Bilgisayar belleğine ve giriş/çıkış aygıtlarına erişim hızı
c. Mikroişlemcini doğrudan adresleyebildiği bellek büyüklüğü: Mikroişlemci, adres yolu aracılığıyla anabelleği adresleyebilir. Adres yolu, işlemcinin yapısına göre değişir ve adres yolu hattı çok olan bir sistemin adresleme kapasitesi de o kadar büyüktür.
Bu üç ana özelliği dışında mikroişlemcileri dolaylı olarak etkileyen çeşitli özellikler vardır: Mikroişlemci üzerinde kullanılabilecek kaydedici sayısı ve tipleri; programcının elde edebileceği çeşitli komutlar ve bellek adreslerken ihtiyaç duyduğu farklı adres modları; kullanılan işletim sisteminin uyumluluğu gibi.
Mikroişlemcilerin Tarihi Gelişimi:
1968 yıllarında özellikle bellek chipleri yapmak için kurulan Intel firması 1971-72 yılları içinde hesap makiması (busicom) için CPU chipi isteyen bir firma için 4004 ve hemen peşinden terminal üreticisi bir başka firma için 8008 CPU'larını geliştirdi. Ancak her iki tasarımında ciddi sorunları vardı ve kullanım alanları basit hesap makinaları ve aptal terminallerden öteye geçmiyordu. Bugünkü PC lerin atası kabul edilen Altair bilgisayarlar için geliştirilen 8080 işlemciler, 1974'te üretildi.
İntel bugün dünyanın en büyük CPU üreticisi konumunda olmasına rağmen pazarda tek başına ve rakipsiz değil. Texas Instruments, Motorola, MIPS, Sun, digital, IBM gibi diğer donanım üreticisi firmalarda alternatif teknolojiler geliştirmeye devam ediyorlar.
1993 yılına gelene kadar 80x86 sınıfı mikroişlemciler (80286, 80386, 80486) Intel ve Cyrix gibi firmalar tarafından aynı isimle üretildiler. 1993 yılındaki yeni kuşak işlemcilerde Intel firması farklı bir isimlendirmeye gitti ve Penta (5) kökenli Pentium ismini kullanmaya başladı. Aynı yıllarda IBM ve Motorola firmaları beraberce PowerPC olarak adlandırılan ve daha çok Macintosh bilgisayarlarda kullanılan işlemciler ürettiler, ama PC pazarında Intel egemenliğine son veremediler. Özellikle iş istasyonları ve Unix tabanlı sistemlerde kullanılan Sparc ve Alpha işlemciler ise daha çok profesyonel amaçlı kullanıldılar.
Günümüzde kullanılan mikroişlemciler INTEL, AMD, MOTOROLA, VIA, CYRIX, SUN ve DIGITAL firmaları tarfından üretilmektedir. Bunlardan SUN, MOTORALA ve DIGITAL özel amaçlı bilgisayarlarda kullanılan işlemciler üretmektedir. Kişisel bilgisayarlarda ise genallikle INTEL, AMD, VİA CYRIX işlemciler kullanılmaktadır.
EKRAN KARTI (VGA CARD)
VGA (Video Graphics Adapture) video görüntü Bağdaştırıcı olarak adlandırılan bu kartların görevi CPU’dan aldığı bilgiyi ekranda göstermektir. Ekran görüntüsünün kalitesi kullanılan kartların tip ve özelliklerine göre değişebilmektedir. Ekran kartları için yüksek renk desteği ve çözünürlük ile birlikte, ekran tazeleme hızı (60 Hz -85 Hz ), bellek miktarı (1Mb - 1024Mb) ve 3D (3 boyutlu görüntü) desteği önemli özelliklerdir. Bu özellikler ekran kartları modellerine göre değişiklik gösterir. En çok kullanılan S3, SIS, TNT VOODOO,Geforce, Radeon gibi ekran kartı modelleridir
EKRAN KARTI BİLEŞENLERİ
Bir ekran kartı temel olarak 4 bileşenden oluşur: Grafik işlemcisi, bellek RAMDAC.
Grafik İşlemcisi: Güncel kartlar için grafik işlemcisi görüntü hesaplamalarını yapmak için ekran kartının üzerine oturtulmuş bir CPU`dur dersek yanlış olmaz. Son zamanlarda grafik işlemcileri yapı ve karmaşıklık bakımından CPU`ları solladılar ve işlev bakımından da görüntü üzerine yoğunlaşmış bir CPU niteliğine kavuştular. CPU`ya neredeyse hiç yük bindirmeden üç boyutlu işlemcleri tek başlarına tamamlayabiliyorlar artık. Bu yüzden de güncel grafik işlemcileri GPU (Graphics Processing Unit - Grafik İşlemci Birimi) adıyla anılıyorlar.
Görüntü Belleği: Ekran kartının üzerinde bulunur ve görüntü hesaplamalarıyla ilgili veriler burada saklanır. Sisteminizdeki ana bellek gibi çalışır, yalnız burada bu belleğin muhattabı CPU değil görüntü işlemcisidir. Önceleri ekran kartlarının ayrı bellekleri yoktu fakat görüntü işlemcileri hızlanıp geliştikçe ekran kartları sistemden yavaş yavaş bağımsızlıklarını ilan etmeye başladılar. Bellek miktarı kadar ekran kartının sıkıştırma algoritmalarıyla bu belleği ne kadar verimli kullanabildiği de önemlidir.
RAMDAC: Monitörlerdeki analog sinyallerden bahsetmiştik, işte RAMDAC görüntü belleğindeki dijital sinyalleri analog sinyallerine çevirerek monitör çıkışına verir. Monitörde kullanılan üç ana renk için de birer RAMDAC ünitesi vardır ve bunlar her saniye belirli bir sayıda görüntü belleğini tarayıp oradaki verileri analog sinyallere dönüştürürler.
LCD ekranlar yapıları gereği dijtal olduklarından RAMDAC`ten değil de direk görüntü belleğinden görüntü bilgisini alıp kullanabilirler. Bunun için DVI (Digital Video Interface) adında özel bir bağlantı kullanırlar.
BIOS: Ekran kartlarının da birer BIOS'ları vardır. Burada ekran kartının çalışma parametreleri, temel sistem fontları kayıtlıdır. Ayrıca bu BIOS sistem açılırken ekran kartına ve onun belleğine de küçük bir test yapar.
HARDDISK(SABİT DİSK, HDD)
Bir sabit diskin temel görevi -tıpkı disketlerde olduğu gibi- veri saklamaktır. Şunu da belirtmek gerekir ki, sabit disk olmadan da bir bilgisayar çalışabilir. Ancak günümüz bilgisayarlarının çok fazla veri ile işlem yapması ve programların bir disketin alabileceğinden daha fazla olması, sabit diskleri bir bilgisayar için zorunlu hale getirmiştir. Bilgisayardan ve programlardan iyi şekilde yararlanabilmek için sabit disk şarttır.
Bir sabit diskte şu kısımlar bulunur:
Sürücü motoru(Spindle Motor), adım motoru(Crash Stop), kontrol devresi, okuma-yazma kafası(Head), üzerine veri yazılan pek çok disk plakaları(disk)...
Bir sabit diskin performansı aşağıdaki sebeplere bağlıdır;
A. Dönme hızı
B. Bir track üzerindeki sector sayısı
C. Seek (arama) zamanı,
D. Rotasyonel gecikme
E. Veri erişim süresi
F. Sabit disk üzerindeki Cache (Önbellek) miktarı
G. Verinin diskler üzerindeki organizasyonu
H. Transfer oranı
I. Ara birim (EIDE / SCSI)
Alüminyum disk ve okuma kafası arasındaki mesafe çok az olduğundan sarsıntı ve tozlu ortam harddiskin ömrünü kısaltan nedenlerin başında gelir.
Veriler sabit diskteki manyetik tabakalar üzerine kaydedilir. Bu manyetik tabakaların üstü dairesel çizgilerle örülüdür. Bunlara iz (track) denir. Sabit disk'te birden fazla plakalar üst üste dizilmiştir. Bu plakaların hem alt hem de üst tarafına bilgi yazılabilir. Herbir plaka üzerinde altlı-üstlü yerleşen ve herbirinin ortadaki mile uzaklığı aynı olan izlerin oluşturduğu gruba silindir ismi verilir. İz yapısını pasta dilimi şeklinde bölünmesiyle oluşan ve sabit disk üzerinde adreslenebilir en küçük alana denk gelen parçaya ise sektör (Sector) adı verilir ve bir sektörün barındırabileceği veri miktarı 512 byte uzunluğundadır. Bu sektör, kafa ve izler sabit diskte verinin adreslenmesi için kullanılırlar.
Disk Biçimlendirme(Format):Biçimlendirme, diskin İşletim Sistemi tarafından kullanıma hazır hale getirlmesidir. Biçimlendirme esnasında disk üzerindeki bilgilerin tamamı silinir.
Disk Bölümleme:Disk bölümleme, tek bir diski mantıksal pek çok sürücüye bölmek için kullanılan bir araçtır.Bir disk bölümü, bağımsız bir disk gibi ele alınan, bitişik blok kümeleridir. Bölümleme işlemi yapılan bir diskte her bölüm tekrar biçimlendirilmelidir.
DOSYA SİSTEMLERİ
Dosya Sistemi : Dosya sistemi disk üzerindeki dosyaların organize edilmesidir. Bir işletim sisteminin bir disk veya bölümleri üzerindeki dosyalarının izlerini bulmak için kullandığı yapı ve yönteme dosya sistemi (filesystem) denir.
FAT (File Allocation Table): FAT microsoftun orijinal dosya sistemidir. FAT, Linux, DOS, Windows 3.x Windows 9x ve Windows NT işletim sistemleri tarafından desteklenir. Windows NT de dosyalar NTFS ve FAT arasında kopyalanabilir. FAT de herbir clustere yalnızca bir veri girilebilir. FAT daki maksimum dosya boyutu veya partition boyutu 4GB olabilir. Herbir partition (volume) maksimum 65.535 culuster içerebilir.
FAT32 (File Allocation Table 32 ): Bu yapının en belirgin özelliği 8GB a kadar ola sürücü partitionları için 4096 bytelık cluster boyutu kullanmasıdır. Bu daha hızlı ve disk yüzeylerinin israfsız kullanılmasını sağlar.
VFAT (Virtual File Allocation Table): VFAT windows 9x deki asıl dosya sistemidir. Windows 9x de 32 bit ve 16 bit sürücüler kullanılabilir. FAT sistemi ile uyumludur fakat ayrıca uzun dosya adlarınınve daha büyük hard disk partitionlarınının adreslenmesini destekler.
HPFS (High Performance File System) :Bu dosya sistemi OS/2 işletim sisteminin temel dosya sistemidir.
NTFS (New Technology File System): NTFS Windows NT 4.0 işletim sistemiyle gelmiştir. NTFS dosyalar ve dizinlere izin atamalarının yapılabildiği bir sistemdir. NT 512 byte lık sektör boyutuna sahip olup destekleyebildiği maksimum kapasite 2 terabayttır.
WİnFS (Windows Future Storage): Windows'ta dosya yedekleme sitemi çok dağınık olduğu için buna çözüm üretme arayışına giren Microsoft 2007 yılında kullanıma girecek yeni bir dosya sistemi geliştiriyor. Aslında bu sistem NTFS'in gelişmiş biçimi olacak. Bu yeni sistemde dosyalar kategori bilgileri ve tanımlamalar içerecek.
NetWare File System: Bu dosya sistemi Novell NetWare işletim sistemi için özel olarak organize edilmiştir.
UFS (Unix File System): Unix işletim sisteminin ana dosya sistemidir. Pekçok Unix benzeri işletim sistemi tarafından (Digital UNIX, FreeBSD, HP-UX, Solaris, Sun-OS gibi) desteklenmektedir.
Extfs, Ext2fs, Ext3fs (Extended File System): Linux sistemlerinde kullanılan dosya sistemleridir.
MFS (Macintosh File System) & HFS (Hierarchial File System): Apple Macintosh sistemlerinde kullanılan temel dosya sistemleridir.
EFS & XFS: SGI firmasının geliştirdiği IRIX işletim sisteminin temel dosya sistemleridir.
DİSKET ve DİSKET SÜRÜCÜSÜ (FLOPPY DISK DRIVER)
DİSKET
Üzerine demir oksit (pas) kaplanmış bir plastik diskin yine plastik bir kab içerisine yerleştirilmesiyle oluşturulmuş manyetik veri saklama ortamıdır.
Bir disketin fiziksel büyüklüğü çapının inç olarak uzunluğu ile anılır. Piyasada 3.5 inç, 5.25 inç ve 8 inçlik disketler bulunmasına rağmen; son zamanlarda kapasitelerinin daha yüksek ve güvenilir olması nedeniyle 3.5 inçlik disketler daha çok kullanılmaktadır. Diğer ölçülerdeki disketler hemen hemen hiç kullanılmamaktadır.
Disketler veri saklama kapasitesine göre de sınıflara ayrılır, disketin kapasitesi sağ üst köşesinde yazan DD ve HD harflerinden anlaşılır. 3.5 inçlik disketlerin kapasiteleri aşağıda verilmiştir.
DD (Double Densitiy) 720 KB (Kilo Byte)
HD (High Density) 1440 KB veya 1.44 MB(Mega Byte)
Disket Sürücü: Yedekleme yada taşıma amaçlı bilginin kalıcı olarak depolanabildiği manyetik disklerden veri okuyabilen ve verileri yazabilen donanım birimdir.
Disket sürücü hemen herkesin bilgisayarında bulunur; standart parçalardan biridir. Bu derece yaygın olmaları, disketlerle çalışmayı çok uygun hale getirmiştir; belgenizi diskete kopyalar, yanınıza alır, gittiğiniz yerdeki bilgisayarın disket sürücüsüne takar ve bilgisayara kopyalarsınız, olur biter. Her ne kadar kapasiteleri sınırlı olsa da.şu an hâlâ veri taşımada kullanılan en yaygın araç, diskettir.
Disket sürücünüz son derece sadedir, kurcalamanız, herhangi bir düğmeye basıp ayar yapmanız gerekmez. Sadece içindeki disketi çıkarmada kullanılan düğmesi vardır. Elbette bir de ışığı. O ışık yanarken disketi sürücüden sakın çıkarmayın. Işık, diskete sürücü tarafından erişilmekte olduğunu, yani ya üzerindeki verinin okunduğunu, ya da üzerine veri yazıldığını gösterir. Sabit diskin tersine, disket sürücünün kafası diskete temas ettiği için, ısrarla disketi çıkarmaya çalışırsanız hem disketi hem de sürücüyü bozabilirsiniz.Disketin yazma koruma kulakçığı açık durumdayken üzerine herhangi bir veri yazmak mümkün değildir, ayrıca disket bu şekilde virüs saldırılarına karşı da korunmuş olur.
Yazma koruması kapalı durumdayken disket üzerine istediğiniz gibi veri yazıp silebilirsiniz
CD-ROM ve CD-ROM SÜRÜCÜLER
CD-ROM'lar disk ve disketler gibi veri depolamak için kullanılan birimlerdir. Veriler CD-ROM'a, disk ve disketlerden farklı olan optik mantığına göre kaydedilirler. Bilgisayarda veriler 1 ve 0 şeklinde işlenir ve depolanırlar. CD-ROM üzerindeki 1 ve 0 bilgileri çukur ve tümsekler ile ifade edilir.CD-ROM'da bilgiler içten dışa doğru kaydedilir.
CD-ROM'ların veri saklama kapasiteleri 180 MB -800 MB arasında değişir. CD-ROM üzerine bilgiler bir kez yazılabilir, fakat birden fazla üzerine yazılabilen CD-ROM'lar da mevcuttur. Bu tip CD-ROM'lara REWRİTABLE (Tekrar Yazılabilir) CD-ROM denir.
CD-ROM üzerinde ki bilgileri okuyan donanım ürününe CD-ROM Sürücü denir. Bu sürücüler verileri, çukur ve tümsekler üzerine göderilen laser ışığının yansımasını sınıflandırarak verileri elektrik sinyaline çevirir. CD-ROM sürücülerin okuma hızları 8X-60X arasındadır. Bir CD-ROM sürücüsünün 8X okumahızı olaması demek saniyede 8*150KB'lık veri okuyabilmesi demektir.
CD-ROM Sürücüsünün ön panelinde CD'yi çıkartmak için Eject butonu, Müzük CD'lerini başlatmak için Play-Stop-Next butonları ve Kulaklık çıkışı ve Ses ayar düğmeri bulunur. Sürücünün arka panelinde Power Konnektörü, IDE Kablo Konnektörü Audio Çıkış Soketi (Müzik CD'leri için sesin ses kartına aktarılmasını sağlar) ve Kablo Seçim Jumper'ı (Master - Slave select )bulunur. CD-ROM 'lar Hardisk Data kablosu (IDE Kablo) ile anakart'ın Primery veya Secondery IDE konnektörlerine bağlanır. İstendiğinde 2-4 CD-ROM sürücüsü takılabilmektedir.
Müzik CD'sinin CD-ROM Sürücü tarafından çalıştırlması
CD-ROM üzerine bilgi kaydetmek için CD-RW(CD Yazıcı)'lar kullanılır. CD-RW'lar yazma işleminde yine laser ışığını kullanırlar.CD-RW'lar CD-ROM'dan bilgi okumak içinde kullanılır. CD-RW'ların hızlarını temsil etmek için üç tane hız göstergesi kullanılır. Örneğin 40X 12X 40X'lik bir CD-RW'ın 40 CD-ROM'lara yazma hızını, 12 Yeniden yazılabilir CD-ROM'lara yazma hızını, 40 okuma hızını gösterir.
DVD ve DVD SÜRÜCÜLER
Dijital Video Disk kelimelerinin kısaltılmış hali ile bilinen DVD’ler CD’lerin yapım teknolojisine çok benzer bir teknoloji ile üretilmişlerdir. CD’lerden farkı, daha fazla bilgiyi tek bir DVD içerisine sıkıştırabilmeleridir. Bir CD yaklaşık 650 MB’lık bilgi alırken, DVD’nin bilgi saklama kapasitesi 17 GB (Giga Byte)’dır. DVD diskler içerisine daha fazla bilgi yüklenebildiğinden kaydedilen filmler ve oyunlar bilgisayar ekranında çok yüksek kalitede izlenir. DVD diskleri kullanabilmek için DVD sürücüler kullanılması gerekir.
DVD sürücülerin hızları CD-ROM sürücülerde de olduğu gibi sayısal ifadeler kullanılır. Örneğin 12X gibi
MODEM
Modemler, standart telefon hatlarını kullanarak, farklı yerlerdeki bilgisayarlar arasında bağlantı yapılmasını sağlayan aygıtlardır. Bu şekilde, bir bilgisayardan diğerine veri aktarımı yapılabilir, ya da özel bazı protokoller ile, internet servisleri kullanılabilir. Telefon hatları, normal şartlarda, sadece ses iletebilir. Modemler, bilgisayarlardaki dijital bilgiyi öncelikle ses sinyallerine (analog sinyal) dönüştürürler (MOdulation). Bu sinyalleri alan karşı taraftaki modem ise, analog sinyalleri ters dönüşümle bilgisayarların kullandığı dijital bilgiye dönüştürür (DEModulation). Modemlerin hızları, 1 saniyede iletebilecekleri bit sayısına göre sınıflandırılır. 2400- 56000 bps (bit per second -saniyede iletilen bit sayısı), günümüzdeki tipik dial-up modem hızlarıdır. Söz gelimi, 14,400 bps bir modem ile saniyede, kabaca, 14400/8 = 1800 byte , ya da yaklaşık olarak 1.8kbyte bilgi iletilebilir. Modemlerin hızları, telefon hatlarının gürültü düzeyi ile doğrudan ilişkilidir.
Telefon hattı üzerinden bağlantı sağlayan modemlerin yanında; özel hatlar üzerinden bağlantıyı sağlayan "kablo modem", isdn modem gibi farklı türleri de vardır.
INTERNAL-EXTERNAL
Faks-modem kartlarını ilk olarak internal (dahili) veya external (harici) diye sınıflandırabiliriz. Internal (dahili) modemler anakart üzerine takıldığı için bilgisayar kasası içinde kalır ve bu ismi alır. External (harici) modemler başlı başına bir sistemdir. Bilgisayar kasasının dışında kaldığı içinde bu ismi alır. Bilgisayarla bağlantısını portlar yardımıyla yaparlar.
Dahili (Internal) Modem Harici (External) Modem
ADSL MODEM
ADSL (Asymmetric Digital Subscriber Line) mevcut telefon hatları üzerinden yüksek hızda veri, ses ve görüntü iletimini sağlayabilen bir teknolojidir.
ADSL teknolojisi ile aynı anda telefon ile sesli görüşme yapabilirken, internete bağlanabilir, video konferans yapabilir ya da veri transferi gerçekleştirebilirsiniz. ADSL ile kesintisiz ve de yüksek hızda internete bağlanabilirsiniz. Diğer yüksek hızda internet bağlantı çeşitlerinden farklı olarak yüksek yatırım gerektirmez ve evimizde, ofisimizde kullandığımız mevcut telefon hatları üzerinden bağlantı sağlar, kurulumu ve tahsisi kolaydır.
ETHERNET KARTLARI
Yakın mesafeli ağ ortamının vazgeçilmez elamanları ethernet kartları ve kablolardır. Ethernet kartı diğer bilgisayarlarla iletişiminizi sağlar. Ağda kullanılan Ethernet kartlarının hızı, verilerin ağ üzerinden iletilme hızını belirleyen en önemli etkendir.
Ethernet kartlarında bakılması gereken ikinci bir özellik ise kablo bağlantı yerleridir. İki tür bağlantı girişi vardır. Bunlar BNC ve RJ-45’dir. Standartize edilmiştir. Eğer ethernet kartımızda her iki bağlantı girişi varsa Combo diye adlandırılır.
PCI Ethernet Kartı
KOAKSİYEL VE TWİSTED PAİR KABLOLAR
Ethernet kartlarının da kendi içlerinde türleri vardır. Öncelikle, ne tür bağlantı kullanılan bir kart alacağınızı bilmelisiniz. Eğer ağınız koaksiyel(coaxial) kablo kullanılıyorsa, almanız gereken Ethernet kartı koaksiyel kablonun bağlanabileceği bir kart olmalıdır. yani Üstünde BNC girişi bulunmalıdır.
Diğer bir kablolama türüyse "twisted pair( bükülütel çifti)"dir. Ağınız twisted pair ise, RJ-45 girişi bulunan bir Ethernet kartı almalısınız. Bazı Ethernet kartlarında iki giriş birden bulunur ve bu tür kartlara "combo" denir. Bu kartlardan alırsanız, ağınızdaki kablolama türünü değiştirdiğinizde yeni kart satın alma masrafından kurtulmuş olursunuz.
FAST ETHERNET
Standart Ethernet kartları kullanan bir ağın veri aktarma hızı, saniyede 10 milyon bittir, (10 Mbps). Ancak, ağınızın gerçekten hızlı olmasını istiyorsanız, Fast Ethernet'i düsünmelisiniz. Fast Ethetnet ile, saniyede 10 yerine 100 Mbps veya 1000 Mbps veri aktarma hızına ulaşılabilmektedir. Fast Ethernet, klasik Ethernet ağlarda yaygın olarak kullanılan koaksiyel kabloyu desteklemiyor. Ya UTP ya da fiberoptik kablo kullanılmalıdır.
SES KARTI (SOUND CARD)
Bir ses kartının yaptığı iş ses sinyallerini dijital sinyallere dönüştürerek bilgisayar tarafından kullanilabilir hale getirmek ve daha sonra da dijital veri olarak saklanan bu ses kaydını yeniden ses sinyallerine dönüştürüp, kendine bağlanan bir dış hoparlöre vermektir.Temel işlevi ses işlemek olan bu aygıtlar içerdikleri ses işleme chipleri ile müzik dinleme, ses kaydı yapabilme Midi aygıtları kullanabilme vb. işlevleri yürütürler.
Bir Ses Kartı Üzerinde Yer Alan Öğeler Şunlardır.
Ses Chip'i: Yaygın olarak Creative, Crystall, ESS, Opti ve Avance Logic gibi firmalarca üretilen ses işleme Chipleridir.
CD-ROM Bağlantı Noktası: Müzik CD'lerinden Müzik dinlyebilme imkanını sağlayan dijial giriştir.
Mikrofon Girişi: Ses kaydı yapabilme imkanı sağlayan ve PC!ler için kullanılan mikrofon girişidir.
Hat Girişi (Line In): Bazı müzik aygıtlarından (TV Kartı, Radio Kartı ve Midi cihazları ) ses girişini sağlar.
Hoparlör Çıkışı: Seslerin Hoparlöre aktarılmasını sağlayan çıkış portudur. Surround hoparlör destekleyen kartlarad iki adet bulunur.
Oyun Çubuğu (Joystick): 15 pinli port ile joystick bağlantısı sağlanır.
Ses Kartları genellikle anakart üzerinde PCI veya ISA slotlarına bağlanır, fakat günümüz anakartlarının bir çoğunda seskartı tümleşik olarak sunulmaktadır.
MULTİ MEDYA DONANIMLAR
TV Kartları :
TV tuner içeren bu aygıtlar Tv yayınlarını video görüntüsüne dönüştürerek görüntü işlemcisine aktarırlar. Tv yayınlarını üzerlerindeki Tv Tuner ünitesi alır. Görüntünün dönüştürülmesi işlevini ise üzerlerindeki Bt8xxx serisi chip seti üstlenir.
Tv kartlarının Görüntü kartı ile tümleşik olanları da üretilmiştir ancak RAM miktarı kısıtlı olduğundan, müşterilerin grafik hızlandırıcı gibi güçlü görüntü kartları kullanmak istemeleri gibi tercihleri bu kartların yaygınlaşmasını engellemiş, Tv kartlarını ayrı üretmelerine neden olmuştur.
Tv kartı üreticileri kartla birlikte uzaktan kumanda cihazı sunmaktadırlar. Kartın 5 pin konnektörü ile optik VCR cihazı bağlantısı yapılarak kumanda cihazı kullanılabilmektedir. Aynı giriş PC Video kamera yada Camcoder bağlantısı için de kullanılmaktadır.
Günümüzde Tv kartları FM Radyo tuneri ile birlikte üretilmektedirler. Bu radyo kartı ile birleşik Tv kartları 20-30 $ daha pahalı olmaktadır.
Tv kartı üzerinde VCR girişi dışında Mikrofon, Tv Anten Girişi, Radyo Anten Girişi, ses girişi ve ses çıkışı bulunur. Tv yayınları yazılım desteği ile izlenebilmektedir. Yine yazılım desteği ile Teletext yayınlarını izlemek mümkündür.
Radyo Kartı :
FM radyo alıcısı içeren bu kartlar ses kartı bağlantısı ve radyo kanal seçim ve kayıt işlemlerini yürüten yazılımların desteği ile kullanılırlar.
Yayın alıcısı Tuner ile ses dönüşümünü sağlayan chip seti bileşenlerinden oluşan kartın üzerinde, ses kartına girişi sağlayan bir çıkış ve bir hoparlör çıkışı mevcuttur.
Tv kartında olduğu gibi bazı ses kartı üreticileri radyo kartı ile tümleşik kartlar üretmişlerdir. Ancak bu kartlarda pek fazla rağbet görmediklerinden tutulmamıştır.
Infrared Alıcılar:
Uzaktan kumanda, kablosuz klavye, mouse gibi aygıtların kullanılmalarını sağlayan ek aygıtlardır. Anakart üzerindeki Infrared alıcı konnektörüne bağlı portlar ya da Tv kartı gibi kartların üzerine takılabilirler.
Kulaklık-Mikrofon:
Çok değişik tip ve dizayn edilmiş kulaklık ve mikrofon seçenekleri mevcuttur. Ayrı ayrı satın alma imkanı olduğu gibi kulaklık ve mikrofonun birarada olduğu modeller daha fazla revaçtadır.
Özellikle mikrofon olarak değişik seçenekler içerisinde Yaka Tipi ve Masa Üzerinde kullanılmak üzere tabla üzerine oturtulmuş mikrofonlar yaygın olarak kullanılmaktadır.
Kulaklık, yapı olarak kulağın yapısına uygun olarak üretilmiş plastik ve dışı yumuşak bir doku ile kaplanmış hoparlör muhafazalarından oluşur. Bu muhafazalara kablo ile ses kartı çıkışına ya da doğrudan hoparlör veya Cd sürücüsünün ön panelindeki ses çıkışına takılmak üzere hazırlanmış Jak yer alır.
Hoparlör :
Multimedia bileşenlerinin vazgeçilmezlerindendir. Ebat, Dizayn, ses çıkış gücü, Amphi ve Woofer bulunup bulunmaması gibi pek çok seçenek sunarlar.
Kit halinde satın alınabilen Multimedia aygıtları içerisinde, ses kartlarıyla birlikte verilen 4 Watt hoparlörler çok düşük ses verebilmeleri nedeniyle fazla tercih edilmemektedirler.
Ses kartlarının ve bilgisayar üzerinde ses işleme teknolojilerinin de gelişmesiyle buna paralel olarak hoparlörler de ayrı bir önem kazanmıştır. Ses kartının ses çıkışını güçlendirerek hoparlörden daha güçlü ses alma, kulağa daha net ve güçlü ses gönderme amacıyla geliştirilen SubWooferlar bilgisayarınızın bir müzik seti kadar kaliteli ses üretmesine yardımcı olmaktadırlar.
PC Kameralar :
Doğrudan USB aygıtına ya da Görüntü kartı, TV kartı gibi aygıtlara ya da doğrudan kendi arabirim kartı ile bilgisayara takılabilen modellerden oluşan bu aygıtlar bilgisayarın dış ortamdan görüntü almasını sağlar ve yazılımla desteklenmek zorundadırlar.
Joystic (Oyun Çubuğu) :
Bilgisayar üzerinde oyun oynamayı daha zevkli ve cazip hale getirmek iki yönlü bir Pazarın gelişmesine neden olmaktadır.
Bunlar; öncelikle daha kaliteli ve eğlenceli oyunlar üretme yarışına giren yazılım firmaları diğeri ise; oyun oynamayı daha zevkli kılacak teknik gelişmeleri yükseltmeye uğraşan donanım üreticileridir. Eski atarilerle başlayan oyun çubukları bilgisayara uygulandığında bazı oyun türlerinin daha kolay ve zevkle oynanmasını sağladı.
Joystiğinizi Ses Kartınızın üzerindeki 15 pinli dişi konnektöre bağlamanız gerekir. Taktıktan sonra kullanacağınız programlar içerisinde Kalibre (Ayar) etmeniz gerekir.
Dijital Kamera :
Günlük hayatta kullandığımız Dijital Kameralar bilgisayara bağlanarak alınan bant görüntülerini veya o anda yapılan çekimleri bilgisayara aktarabilmektedir. Görüntü kalitesini arttırmak için gelişmiş video kartlar da takılabilmektedir.
Dijital Fotoğraf Makinesi:
Yeni tip dijtal fotoğraf makinelerinde 100'den fazla resim ve küçük boyutlu hareketli görüntü bu cihazların hafızasında saklanabilmektedir. makinedeki resimler yazıcıdan özel kağıtlara alınabildiği gibi makinenin hafızasındaki resim ve hareketli görüntüler dosya halinde bilgisayarda saklanabilmekte ve gerektiğin de bu dosyaları çeşitli programlar ile işlenmsesini sağlamaktadır.
Sunum (Data Show) Cihazı:
Bir bilgisayar ile ders anlatırken veya konferans veriken ekrandaki bilgilerinbelirli aralıklarla bir zemine yansıtılması Data Show cihazı ile olmaktadır.
GÜÇ KAYNAĞI(POWER SUPPLY)
Güç kaynağının görevi, elektiriği doğru akıma çevirerek, bilgisayar sisteminin çalışması için gerekli elektirik enerjisini sağlamaktır. Elektrik voltajındaki muhtemel azalma ve artışlara karşı sistemin güvenli bir şekilde çalışmasını sağlayacak şekilde voltajı dengeleme görevini de üstlenirler. Normal bir kişisel bilgisayarında güç kaynağının çalışma voltajı 110-220 Volt ve gücü 150-250 Watt civarındadır.
Güç kaynağından çıkan elektrik kabloları, başta anakart olmak üzere diğer donanım birimlerine takılır. bazı donanım birimleri anakartın genişleme yuvalarına takıldığından gerekli elektriği anakart üzerinden alırlar.
Elektronik parçalar, üzerinden elektrik akımı geçtiğinde ısınırlar ve soğutulmadıkları taktirde normal görevlerini yerine getiremezler. Bunun için güç kaynağında bir de soğutucu fan bulunur.
Günümüz bilgisayarlarında iki tip güç kaynağı kullanılmaktadır.
AT Tipi Güç Kaynağı: Sistem enerjisinin kesilmesi kasa paneline bağlı power düğmesi ile sağlanan güç kaynaklarıdır. Enerjinin verilmesi veya kesilmesi bu düğmeyle kontrol edilir. Genellikle Pentium II öncesi AT kasa ve anakartlar için kullanılmaktadır.
ATX Tipi Güç Kaynağı: Sistem enerjisi BIOS tarafından kapatılır veya açılır. Kasa üzerindeki Power düğmesi anakart üzerindeki powerswitsh konnektörüne bağlıdır. düğmeden gelen sinyal ile sistem enerjiyi keser veya uyku moduna geçirir. İşletim sisteminden verilen komutlada aynı işlem gerçekleştirilebilir.(Windows ta "bilgisayarı kapat" komutu)
YAZICI(PRINTER) : Ekrandan sonra en yaygın çıkış birimidir. Bilgisayara kaydettiğimiz bilgileri, yapılan çalışmaları, kısaca kağıda dökülebilecek herşeyi yazıcı aracılığıyla elde ederiz.
Temel olarak yazıcıları dört gurupta toplayabiliriz:
1. Papatya Çarklı Yazıcılar:
Baskı sırasında kullanılan teknik bakımından daktiloya en çok benzeyen bu yazıcı türünün basabileceği bütün şekiller papatyaya benzeyen bir yazıcı kafa üzerinde yer alır.
2. Nokta Vuruşlu Yazıcılar:
Mevcut yazıcı türleri içinde en ucuzu olduklarından en yaygın kullanılan yazıcılardır. Kimi kaynaklarda “iğneli yazıcı” yada “matris yazıcı” (dot matrix printer) diye adlandırılan bu yazıcıların yazma kafası bir matris şeklinde dizilmiş küçük iğneciklerden (yada mikro çekiçlerden) oluşur.
Nokta vuruşlu yazıcıların en büyük dezavantajı, yazı kalitesinin düşük olmasıdır. Bir nokta vuruşlu yazıcıdan çıkan metinlerde karakterlerin çeşitli noktaların yan yana getirilmesinden oluştuğu hemen görülür.
3. Mürekkep Püskürtmeli Yazıcılar.
Mürekkep püskürtmeli yazıcılarda nokta matrisli yazıcılardan dır. Ancak bu yazıcılar şerit kullanmazlar. Bunun yerine resmi ve karakterleri oluşturmak için vuruşsuz bir yöntem kullanırlar. Yazıcı kafası kağıda değmez. Bunun yerine kafa kağıda mürekkep damlacıkları püskürtür. Mürekkep püskürtmeli yazıcılarda kullanılan yöntem nokta matrisli yazıcılarda kullanılan yönteme benzer. Kafa bir adım motoru ile sağa sola hareket ettirilirken kağıt merdaneler yardımıyla sağa sola doğru hareket ettirir. Yazıcı kafası dikey olarak yerleştirilmiş birçok püskürtücü ucundan kağıda minik noktalar halinde özel bir mürekkep püskürtür.
Birçok mürekkep püskürtmeli yazıcı bir sayfayı yaklaşık renkli ve siyah/beyaz durumuna göre 10 ile 20 sn arasında basar ve dakikada basabildikleri sayfa sayısı ile hızları ölçülür.
Mürekkep püskürtmeli yazıcılar vuruşsuz çalıştıklarından karbon kağıdı ile çoğaltılmış baskılara imkan vermezler. Yani bu yazıcıları fatura kesmek gibi çok kopya gerektiren baskı işlemlerinde kullanamayız. Mürekkep püskürtmeli yazıcıların ikinci bir dezavantajı ise; gerektirdikleri özel mürekkebin pahalı olmasıdır.
Mürekkep püskürtmeli yazıcılarda renkli baskı kolaydır. Temel üç renk ayrı ayrı aynı noktaya basıldığında diğer renkler elde edilir. Üç rengi karıştırarak elde edilen siyah tam siyah tonunda elde edilmediği ve üç mürekkebi de harcadığı için ek olarak siyah mürekkepte bulunur. Yalnızca siyah rengin yer aldığı baskılarda bu yöntem daha ucuz olur.
4. Lazer Yazıcılar
Lazer yazıcılar vuruşsuz bir yöntem kullanırlar. Lazer yazıcılarda kullanılan baskı yöntemi fotokopi makinesindekine benzer Lazer yazıcılar satır satır yazmak yerine sayfa sayfa yazarlar.
Grafik çıktılar Lazer yazıcıların zayıf taraflarını ortaya çıkarır. Bir lazer çıktısı alabilmek için bütün resmin yazıcıya yüklenmesi gerekir. Yazıcı baskıya geçmeden önce bir boyutta bir verinin tamamını saklamak zorundadır. Buna göre yüksek çözünürlüklü bir sayfa grafik çıktısı için 1MB yazıcı belleği yeterli değildir. Yazıcının da kendi işletim sistemi bir belleğe ihtiyaç duyar. Lazer yazıcılar sürekli form yazıcı kağıdı kullanmazlar.
Lazer Yazıcıda Dikkat Edilecek Ölçütler;
Yazıcının dakikada basabildiği sayfa sayısı (hız), Bir sayfa düzenleme dili ile (PostScript ya da PCL) uyumlu çalışıp çalışmadığı, Baskı yapabileceği kağıt türleri, Kağıt üzerinde maksimum baskı alanı, Basabileceği font saysı, Yazıcının belleğinin büyüklüğü Network ortamında paylaşıma açık olup olmadığı, toner ömrü, fiyatı.
Lazer yazıcıların hızı ppm (page per minute : dakikadaki sayfa sayısı) ile ölçülür. Bir yazıcının hızında iki farklı ölçüt söz konusudur. Bunlardan birinci sayfanın görüntüsünün bellekten hazırlanıp basılması, ikincisi ise aynı sayfanın birkaç dakika içinde arka arkaya kaç kez basılabileceği.
Basılacak sayfanın bir görünümü, basımdan önce yazıcının belleğinde oluşturulduğu için bir lazer yazıcının en azından 4 MB belleğe ihtiyacı vardır. (300 dpi’lik bir sayfa bile 1.5 MB bellek gerektirmektedir)
PLOTTER(ÇİZİCİ)
Mühendis ve mimarlar eskiden plan ve projelerini kağıt üzerine yapıyorlardı. Bu çok uzun sürmekte ve ikinci bir kopya istendiğinde onu yeniden çizmek gerekmekteydi. CAD (Computer Aided Design: Bilgisayar Destekli Tasarım) adı verilen ve mühendis ve mimarların çizim ve tasarımlarını gerçekleştirmeleri için yapılan programlarla bu işlemler artık çok kısa sürmektedir. Aynı zamanda çizim bilgisayarda kayıtlı olduğundan, istenilen miktarda kopya almak mümkün olmaktadır. Ancak bu çizimler Çok büyük olabilmekte ve normal bir yazıcıdan çıktı alınamamakta, alınsa bile kalitesi düşük olmaktadır. İşte çizici böyle tasarım ve planların çıktısını alabilmek için geliştirilmiştir.
Bir çizicinin yazıcıdan temel farkı, şekilleri bir kalem yardımıyla çizmesidir. İkinci büyük fark ise çok büyük kağıtlara çıktı alma imkanıdır. Örneğin, çiziciyle l metrekarelik bir kağıda çıktı alınabilmektedir.
Çiziciler, şekilleri çizmek için kalem kullandıklarından bu kalemi değiştirerek renkli çıktılar almak mümkündür. Çizici kağıtlarının boyutları 21.59 x 27.94 cm ile 91.44 x 121.92 cm. arasındadır.
Çizicilerin bazılarında, kağıt sabit olarak tutulmakta ve kalem hareket ettirilerek çizme işlemi gerçekleştirilmekte, bazılarında da kağıt hareket ettirilmektedir. Kağıdın sabit olarak tutulduğu modellerde çizim daha kaliteli olmaktadır.
SCANNER(TARAYICI)
Tarayıcı kağıt üzerinde bulunan resimleri, fotoğrafları, yazıları bilgisayarın belleğine gönderir. Böylece kağıt üzerinde bulunan şekiller sayısallaştırılmış ve dolayısıyla bilgisayarda kullanılabilir hale gelmiş olur.
Tarayıcı ile elde edilen bu şekiller çeşitli programlar sayesinde değiştirilebilmekte, büyültülüp küçültülebilmekte ve sonuçta yazıcıdan sayfa çıktısı alınabilmektedir.
Tarayıcıların değişik tip ve büyüklükte olanları vardır. Örneğin, elle hareket ettirilerek tarama yapan tipleri olduğu gibi fotokopi makinesine benzeyen tipleri de mevcuttur. 1200, 2600 dpi gibi değişik çözünürlüklerde tarayıcılar bulunmaktadır. Bilgisayar ort----- tarayıcı yardımıyla aktarılan resimleri birçok işte kullanmak mümkündür
Tarayıcılar, sadece çözünürlüklerine göre değil, algılayabildikleri renk sayısına göre de farklılık gösterirler. Renkli görüntüler bilgisayarda çok daha fazla yer tuttuğu için, genellikle ve sıkıştırma programları da kullanılır.
Profesyonel olmayan uygulamalarda, daha küçük boyutlarda olan el tarayıcıları kullanılabilir. Sayfa üzerinde gezdirilerek kullanıldıkları için el tarayıcılarının küçük bir üstünlükleri vardır:
0CR (Optical Character Recognition) Optik Karakter tanıma
Tarayıcıların getirdiği yeni bir olanak, görüntüler gibi yazıların da kağıttan bilgisayara aktarılmalarını sağlamalarıdır. Ancak, tarayıcı ile PC’ye aktarılan bir grafik dosyasına yazılan metinler, bilgisayar tarafından resim olarak görülür. Bir fotoğraftan farkı olmayan grafik dosyasının içindeki yazılar, 0CR (Optical Character Recognition; Optik karakter tanıma) adı verilen programlar vasıtasıyla çözümlenip metin dosyalarına çevrilir.
Böylece kağıt ortamındaki bir yazı, insan eliyle herhangi bir müdahaleye ve klavyeden tekrar veri girişine gerek kalmadan bilgisayara aktarılabilir. OCR programıyla ASCII metinlere dönüştürülen yazı üzerinde istenen şekilde işlemde yapılabilir. Üstelik, yazıların görüntü dosyası olarak değil de metin dosyası olarak saklanması çok daha az yer gerektirir.
alıntı...